Felaket; Bu Nöbet bi` afet bi` afet...




Şarkıyı ilk dinlediğimde içimden eşlik ettiğim ve hissettiğim sözlerdi bunlar... Acil servis çalışanları bilir... Bazen öyle nöbetlerimiz olurki  içimizden geçirdiğimiz, yanımızdaki nöbet arkadaşlarımıza mırıldandığımız bir söz vardır; bu gece bu şehirde bir afet mi oldu da bizim haberimiz yok!!! Acilci arkadaşlarımın şu anda ‘aslında her nöbet bir afet’ dediğini duyar gibiyim... İronik bir tebessümle okuduğunuzu düşünüyorum, hatta gözümün önünde belirdi şu an yüzünüzdeki ifade... 

Afetler de gördük, patlamalar... kazalar... salgınlar...neler neler de pandemi görmemiştik derken 8 aydır onu da yaşıyoruz... tam da içinde herkes gibi merkezinde yaşıyoruz üstelik... Hani bir laf vardır herşey insanlar içindir... Neler neler yaşadık ama bu başkaydı sanki...  Afetler yaşadık; gönüllü de gittik, kimi zaman görevlendirildik gittik... kimi zaman yaraları sardık kimi zamansa yaralarda vardık... bitiyor geçiyor dedik... Sezen Aksu’nun seslendirdiği gibi biz de avaz avaz ‘geçer geçer’ dedik...  bu da geçecek elbet dedik...  

Hangimizin yüreğinde yaralar afetler yaşanmamıştır, aştık elbette... hep bir umut hep bir çözüm arayışı... ne alaka şimdi diye içinizden geçirdiniz değil mi!? Umut etmek... ümitli olabilmek... ne kadar da kıymetliymiş biliyordum elbet yaşanmışlıklardan ama bir kez daha anladım... mücadele bizim kanımızda vardı elbet... Hayatımın her döneminde mücadele vardı kimi başarılı olmuştum, kimi zaman dibe vurdum, kimi zaman da yolun sonu geldi diye düşündüm... tekrar tekrar yeniden başlamaktan hiç vazgeçmemiştim. Ama aylar geçtikçe hiç bu kadar  ümitsiz olduğumu hatırlamıyorum... Neden mi hani derler ya boşa kürek çekmek şu anda tam da hissettiğim bu...Neden diyorsunuz... Serap ya saçmalama sen de böyle dersen diyen dostlarım... lütfen ama lütfen umursamayan insanlarla çevrelendiğimiz bir dönem olmuş mudur bu kadar...Her bilinçli birey için aslında... Bilim insanları, devletimizin yetkilileri, bakanlığımız lütfen diyor neredeyse yalvarıyoruz lütfen diye... kim için ne için... neden ulaşamıyoruz o bilince... akıl ve ilime... saygıya...

Bu bir eleştiri yazısı değil tamamen yüreğimi sızlatan beni ümitsizliğe iten duygularımı kelimelerle birleştirmeye çalışıyorum. Ümit ederek elbette... 

Bir acil tıp uzmanı olarak yıllarca gözlemim biz acilciler için hastalarımızın yaşamı söz konusu ise gerisi teferruattır. Can siperane elimizden geleni yaparız. Bu sadece doktorlar için geçerli değildir tabiki de... Acil servis her zaman söylerim ekip işidir ve bu ekibin o kadar kıymetli ve önemli yürekleriyle çalıştımki hiçbir zaman önce kendini düşüneni görmedim...Hele ki kırmızı alanda ve/veya resüsitasyon odasında İleri kardiyak yaşam desteği uygularken ya da multitravma hastasının resüsitasyonu sırasında her zaman ekip arkadaşlarımızla birbirimize kendimizi korumamızla ilgili uyarılarımız olmuştur. Neden aklıma geldi şimdi bütün bunlar! bizim için normaldi oysaki! 

Düşünüyorum da hiç bu kadar kendine dikkat et lütfen mesajı almamıştık sanırım. Ben eminim ki tüm sağlıkçılar için kalben dua edenimiz çok olmuştur... ama hiç bu kadar topluca olmamıştır... Çok teşekkürler... İyi ki varsınız... dualarınızla... yürekten teşekkürler... Bütün bunları düşününce güzellikler yeşeriyor elbet ümitsizlik dağının tam da ortasında. 

Acil servislerin kalabalıklılığını-saygısızlıkları yeni mi görüyorduk... Sahi kendimizi korumayı pandemiden sonra mı öğreniyorduk!? Aklımda deli sorularla fikir uçuşmaları normal mi? Hastalarımıza uygulamamız gereken tüm steril uygulama yöntemlerini biliyoruz bunun eğitimlerini aldık alıyoruz... peki ya kendimiz?! 

Üstümüze kusanı da gördük kakasını-idrarı söylemiyorum bile... sayısızzzz... İğne de battı...

Suratımıza defalarca  kan da sıçradı... Hiçbirinden ne iğrendik ne de işimizi yarım bıraktık...

Resüsitasyon (canlandırma) sırasında hastamızın altını da temizledik, cüssemizin iki katı hastamızı  bir saniye bile düşünmeden kaldırmaya da uğraştık... 

HIV’li, tbc’li, hepatitli hastalarımıza da baktık, ayırt etmeksizin... Hiçbirşey bize batmadı-yakmadı fiziksel ve sözel şiddet kadar... 

Acısı var dedik sustuk, hastası var dedik cevap vermedik, küfür de yedik bela da yedik... Münakaşa uzamasın diye canın sağolsun deyip oturduk. Yine hastası için uğraştık tabi elimizden geldiğince... 

Acilde kavga çıktığında herkesler kaçarken hatta silahlar bile patlarken hem hastalarımızı hem de ekip arkadaşlarımızı düşünerek sesin duyulduğu yere çaresizce de koştuk...Yani siper de olduk sifa da olduk...  

Küfür yiyeceğimizi bile bile doğru olanı yaptığımız da oldu...Münakaşa uzamasın diye yanlışa canın sağolsun deyip oturduğumuz da... 

Herkesin canı sağ olsun elbette, ama bizim de canımız var... canımızdan canlar gidiyor... acilen toplumsal bilinç... samimi bir ümit işte...  lütfen... maske-mesafe-hijyen karşılıklı saygıyla elbette... lütfen...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları