Daha önce Corona virüsüne 3 adet mektup yazdım. Hatta en sonuncusunu hemşirelik haftası sebebi 12 mayıs 2020 de yazdım. Bu yazımda virüse; “Aslında bu yıl ortaya çıkman az da olsa toplum ve sağlık yöneticilerine mesleğimin farkındalığını hissettirmen yönünde faydalı oldu. Tüm dünya ve içimizdeki bazı İrlandalılar da anladı ki sağlık sistemimiz dünya ile aynı düzeyde hatta birçok ülkeye göre çok daha iyi konumdayız. Hemşirelerde 198.000 küsur sayı ile sağlık camiasının en kalabalık ordusu olarak bu başarının büyük hissedarlarındandır. Toplumda ve sağlık kurumlarında yaşamın bekçiliğini yapmaktadırlar. Bu güçlü sağlık ordumuz profesyonel duruş, bilgi ve tecrübesi ile yenilikleri de takip ederek Sağlık turizmini ülkemize çekebilmek için elimizden geleni ve fazlasını yapacağız “ şeklinde seslenmiştim.
Bizler sözümüzü tuttuk cephenin en önünde can siper hane çalıştık. Günlerce evimizden uzakta hapis içindeymişiz gibi elbiselerle terimizi bile silemeden 24 saatlik nöbetler tuttuk. Aile fertlerimizi bile kaybettiğimiz de bile acımızı yüreğimize gömerek işimizi yapmaya devam ettik. 24 saatlik nöbet sonrası evine gitmek için biraz odada dinlenmek isteyen arkadaşımızın cenazesini bulduk ama acımızı yüreğimize gömerek işimizi yapmaya devam ettik. İzmir’de depremi yaşarken bir yandan endişe ve korkularımızı giderip ailemizi güvenli bir ortama taşımaya çalışırken yine acımızı yüreğimize gömerek işimizi yapmaya devam ettik.
Bu yazdıklarımın dışında her bir sağlıkçının ölümünde bir dram ve hikâye gizlidir. Her birini gerek sosyal medyadan gerekse sözlü veya yazılı medyadan duyurmaya çalıştık.
Uluslararası af örgütü tarafından Eylül 2020 de yapılan analizde, COVID-19'a yakalandıktan sonra dünya çapında en az 7.000 sağlık çalışanının öldüğünü ortaya kondu. Bu raporda en fazla sağlık çalışanı ölümü olan ülkeler en yüksekten başlayarak, Meksika, ABD, İngiltere, Brezilya, Rusya Hindistan olurken Türkiye bu listede 293 ün üzerindeki sağlık çalışanı ölümü ile 16. sırada yer aldı
En ağır koşullarda çalışarak, çoğu zaman hak edilen ücreti alamasalar ve sıklıkla sözel ve fiziksel şiddet mağduru olsalar da sağlık çalışanları, bu ülkenin askeriye kadar önemli ve değerli insan kaynağıdır. Pandemi süreci bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur.
Ancak sağlık disiplinlerinde hak ettiğimiz yere gelemedik. Verilen söz ve vaatler maalesef tutulmadı. Bizler hep sözde kahraman olarak kaldık. İzin kullanmak istedik engellendi. İstifa etmek istedik engellendi. Hiç olmaz ise maddi destek sağlansın, bu dönemde ekonomik kaygı yaşamayalım istedik oda olmadı. Aylardır “sağlıkçılarımıza tavandan ödeme yapıyoruz, çift maaş veriyoruz” algısı yaratılıyor ancak ülkemizde bir hemşire maaşı 3-5 bin Tl arasında değişiyor. Birde buna emekliliğe hiçbir etkisi olmayan 1000-1500 TL lik sabit ücreti de eklersek ortalama maaş 4000-5. 500 Tl arasında. Ancak bu durum zaten böyleydi. Yaratılan algı ve bizlere söylenen beklenti hiçbir zaman olmadı. Sağlık bakanlığına bağlı hemşireler ile üniversitede çalışanı hemşireler hiç aynı maaş ve performans ücretini alamadı. İsteği dışında fazla çalışan arkadaşlarıma ek ücret yattı ancak zaten onun extra çalışmasının karşılığı. Onu dünde böyle alıyordu pandemi sürecindede böyle aldı. Yüzdesi dahi değişmedi.
3600 ek gösterge sözü verildi ancak olmadı.
COVID-19 tanılı veya şüpheli hastaların fazlalığı göz önüne alındığında sağlık çalışanlarının covıd-19 ile yoğun temas yüzdesi oldukça fazla ve illiyet bağı sorgulanamaz düzeydedir.
Dünya Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün COVID-19 hastalığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeleri vardır. İtalya ve bazı ülkeler iş kazası olarak, Almanya gibi bazı ülkeler meslek hastalığı olarak kabul etmişlerdir. Sonuç olarak dünyanın pek çok yerinde 130’a yakın ülkede başta sağlık çalışanları olmak üzere halk ile temas zorunluluğu bulunan birçok iş kollarında (kargo ve süpermarket çalışanları güvenlik görevlileri v. s) mesleki maruziyet tanımlaması sonucu COVID-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir. Diğer ülkelere bakıldığında İtalya, Almanya, Belçika, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika ve Malezya tarafından COVID-19 ön planda sağlık çalışanları olmak üzere riskli gruplar için meslek hastalığı olarak kabul edilmiş iken ülkemizde COVID-19 halen resmi olarak meslek hastalığı olarak kabul edilmemiştir.
Salgını önleyebilmek uğruna mücadele verirken COVID-19 nedeniyle vefat eden sağlık çalışanlarının aileleri ile görev başında iş gücü kaybına uğramış mağdur olan sağlık çalışanları ve onların aileleri için COVID-19 hastalığının meslek hastalığı olarak tanınması ve yasal prosedürlerin netleştirilerek uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.
Hele ki bizleri derinden üzen hastanelerde çalışıp sağlık çalışanı statüsünde olmayan çalışanlar. (hastane polisi veri giriş elemanı v. s) Bu arkadaşlarımız bizler kadar risk altında olup sağlık çalışanı statüsünde olmadığı için azda olsa verilen imkânlardan yararlanamıyor. Ancak sağlık çalışanına gelen her bir yasak onları da etkiliyor. Bu dönende izin kullanmak ya da istifa etmek istese sağlık çalışanı izin ve istifaları yasak oluyor ama ödeme veya sosyal haklarda sağlık çalışanı değilsin deniliyor.
Kısacası her türlü acı ve zorluğu ile geride bırakmak üzere olduğumuz 2020 yılı Bu yıl Dünya sağlık örgütü tarafından Florence Nightingale'nin doğumunun 200’üncü yılı olması nedeniyle ‘Hemşire ve Ebe Yılı’ ilan edilmişti. Bizler bu yılda hüsrana uğradık.
Hem toplumsal hem de yönetsel düzeyde onların hastalık risklerini en aza indirecek, çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirecek ve yalnız olmadıklarını hissettirecek düzenlemelerin bir an evvel hayata geçirilmesi toplumun ve devletin sağlık çalışanlarına olan borcudur.
Geçirmekte olduğumuz bu pandemi sürecinde Sağlık çalışanları, ekonomik ve gelecek kaygıları yaşamadan işlerini yaparken güvende olduklarını ve korunduklarını hissederek çalışma ortamına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır.
Hemşire aklıyla bakar, yüreği ile hisseder bilgisi ile hayat verir.
Çünkü bizler hissedemediğimiz kalbe de damara da giremeyiz.
Dünyada olduğu gibi ülkemde de hemşireliğin hak ettiği yere gelmesi
Ekonomik ve gelecek kaygısı hissetmeden yaşaması
DİLEKLERİMLE
Bu makale 29.12.2020 15:24:07 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.