PsiKorona




Korona virüsün yol açtığı panik ve korku virüsün kendisinden daha hızlı yayılıyor. Marketler boşalıyor, insanlar stok yapıyor. Pekâlâ neden? 

"Pandeminin Psikolojisi" kitabının yazarı doktor Steven TaylorSalgın (Pandemi) sadece bir küresel hastalığı değil aynı zamanda insanların bir davranış değişikliğini de kapsamaktadır” demiştir. İnsanlar başkalarının yaptıklarını görünce kendisinin de aynısını yapma ihtiyacı hissetmektedirler, başka bir deyişle insanların içindeki sürü psikolojisi uyanır. Çoğu insan kendisinin mantıklı olduğunu düşünürken aslında bazı durumlarda bilinçaltı hareket eder ve mantığın da bunu doğruladığının farkında değildir. İnsanoğlunun sezgileriyle hareket ettiğinin kanıtlandığı bu makale 2003 yılında yayınlanmış ve Nobel ödülü almıştır. İlerleyen çalışmalarda ise insanlatın birçok kararı kendi iradesiyle almadığı, davranışlarını çevresinin belirlediği belirtilmiştir. 

1996 yılında "ayna nöron" adı verilen bir hücre keşfedildi. Birinin bir eylemi yaparken beyninde oluşan faaliyet (tıpkı bir ayna etkisi gibi) diğerinin beynine yansıyordu. İnsanın birisini bir şey yaparken seyretmesi, o işi kendisinin yapması gibi bir etki yaratır. Kitleyle birlikte hareket eden bireyler kolektif ruha teslim olurlar; diğerleri gibi düşünürler, hissederler, davranırlar. Bu durumda kitleye yöneltilen telkinler hızla bulaşır ve kitlenin yönünü belirler.

Korona virüs hakkındaki korku tüm dünyayı sarstı. İlk zamanlarda neredeyse tüm vakalar Çin'de olmasına rağmen, diğer dünya ülkelerindeki insanlarda da bir endişe başladı, çünkü insanlık tarihi benzer küresel salgınlarla dolu. Bu yeni hastalık her zaman hayat ile iç içe olan “mevsimsel grip” gibi olmasına rağmen oldukça öldürücü olduğunun duyulması tüm dünyada bir panik ve anksiyeteye neden oldu. Ancak olayın küresel salgın (pandemi) haline gelmesi ile en yakın ailesinde ve çevresinde bu hastalığı gören insanlar arasında duygusal ve psikolojik bir travma başladı. Hastalıklara şahit olmak yanında süreğen haberler nedeniyle de travmaya maruz kalma arttı ve bunlar bir tür duygusal tepkilere neden oldu. Sinirlilik, kaygı, gerginlik, olumsuzluk, kasvet ve ilgisizlik gibi ruh hali değişiklikleri, konsantrasyon zorluğu, gergin kişisel ilişkiler açıklanamayan ağrılar, bulantı, aşırı yorgunluk veya enerji kaybı gibi fiziksel semptomlar yeme veya uyku değişiklikleri, alkol veya uyuşturucu kullanımının artması gibi. Bütün bunların yanında, gerçekte var olmayan ama hissedilen pek çok bulgulara neden oldu. Sağlık kaygısı ile “hastalık hastalığı” dediğimiz kaygı bozuklukları o kadar çok görülmeye başladı ki “kim gerçekten hasta, kim hasta değil?” anlaşılmakta güçlük çekilmeye başlandı. Tüm salgınların tipik özelliği, hastanelerde endişeli kalabalıklar oluşturmasıdır. Sadece ülkemizde geçerli olmayan bu durumun tüm dünya da gerçekleştiğini ziyadesiyle gördük. "Burnum akıyor, korona olabilir miyim? Ateşim mi var acaba? Nefes alamıyorum sanki" gibi şikayetler hepimizde olmaya başladı. Acaba toplumumuzda kendi şahsi terimim ile ifadelendirecek olursam "Psikorona" mı var?


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları