Komşu komşunu külüne muhtaçtır diye bir söz vardır ya, günümüzde de artık hem külüne hem de komşu komşunu farkındalığına, bilincine, saygısına, hoşgörüsüne muhtaçtır diyebilir miyiz? Ne dersiniz?
Bireyler, çekirdek aileler, mahalleler, ilçeler, iller, ülkeler ve tüm dünyamız... Her birey üstüne düşen sorumluluğu paylaşırsa domino taşı etkisi ile dünyamızın nasıl da güzelleşeceğini düşünüyorum bu günlerde... bu kadar basit miydi sahi...? Neden olmasın? Peki üstümüze düşen sorumluluklar neler? Kurallar, kanunlar, saygı, hoşgörü, bilgi... Hepsi insani-insan yaşamı için olan kavramlar... Aynı gemide yaşanılan farklı hayatların kesişim kümeleri... Ne kadarını özümseyerek yaşıyorduk peki... Hayatımızın bu dinginleştiği döneminde üzerine düşünülmesi gereken sosyolojik çıkarımlar yapılabilmesi için önemli bir fırsat diye düşünüyorum.
Pratisyen hekimlik dönemimde de Acil servisde görev yaptım. İlk ayımda beni fazlasıyla üzen ve kafama taktığım bir durum yaşamıştım. 18 yıl önceydi, henüz Acil tıp uzmanlığı yaygın değildi, yeşil-sarı-kırmızı alan, triyaj sistemi kurulmamıştı. Küçük bir ilçe devlet hastanesinde yeni mezun bir hekimdim. Tek hekimin 24 saat çalıştığı ve günlük yaklaşık 300-400 arası başvurunun yapıldığı o koşullarda hem de sadece 1 alan vardı, kalp masajı da o alanda yapılıyordu, kalp krizine müdahale de, pansuman-dikiş gibi işlemler de, acil olmayan normal hastaların muayeneleri de aynı alanda yapılıyordu. Tabi gerçek acil vakaları geldiğinde de acil olmayan poliklinikte muayene-tedavi edilebilecek hastaların bakımları aksıyor ya da beklemeleri gerekiyordu. O dönemde o koşullarda bundan daha normal bir şey de yoktu da zaten. Çünkü ismi üzerinde Acil Servis’ti orası. Hiç unutmam kalp masajı yaptığımız bir hastamıza müdahale ederken kapı aralandı ve ‘’hoca yeter yahu, ölmüş (!) hastayla uğraşacağına benim şu ilacımı yaz da gidelim işimiz gücümüz var’’ cümlesi beynime mıh gibi kazınmıştı. Yıllarca da düşündüm o insana nasıl bir halet-i ruhiye o cümleyi söyletmişti. Gerçekten inanarak mı söyledi... Yazarken bile harfler bile yan yana gelmek istemezken bir çırpıda nasıl da bağırarak söyleyebilmişti!.. Kendi yakını olsaydı da aynı duyguyla mı söyleyecekti? Kalp masajını bilim dışı keyfi isteğe göre bırakmak demek hastanın yaşama şansını tamamen elinden alacaktı üstelik. Hayatını kaybetmesi demek yani... Peki o insanın ilacını 1 saat geç yazmak ne anlama geliyordu... İnsan hayatıyla karşılaştırılabilinir miydi!? Pandemi sırasında acil servislerde acil olmayan hasta başvurularının kesilmesi ise muazzam bir farkındalıkla gösterdi kendini (bunun önemli bir sebebi de Sağlık Bakanlığımızın toplumu çok sık bilgilendirmeleri) ve Acil Servisleri gerçek acil-gerçekten ihtiyacı olan hastalara bırakan yine aynı toplum değil mi... İstenilince olabiliyormuşu görmek bile umut veriyor...
Meslek hayatım boyunca bekletmek zorunda kaldığım tüm hastalarımı bilgilendirmişimdir. Çünkü biliyorum ki insan psikolojisinde neyi-neden beklediğimizi bilmediğimiz zamanlardaki bekleme süreleri daha uzun algılanır. Kimseyi geri çevirmem, elimden geldiğince dinler, ve çözüm odaklı olurum. Fakat en nihayetinde bizler de insanız ve en canımızı sıkan ve motivasyonumuzu düşüren şeylerden biri ise hayati müdahaleler sırasındaki bölünmeler. Dışarda bekleyen için o kişi hiçbir şey ifade etmeyebilir onları da anlamaya çalışıyorum inanın, fakat biz sağlık profesyonelleri için içerisi dışardan göründüğü gibi değil... İnsan hayatının sorumluluğu hukuken ve daha da önemlisi vicdanen çok başka... Aynı zamanda Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye söylediği gibi "Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" bilincindeyiz...
İnsan insanın külüne muhtaçtır... Yardımlaşma, bizim ister özümüzde vardır diye düşünelim, ister genlerimizde, isterse kültürümüzde vardır diyelim... Yani normali bu, zaten böyle olmalı mantığına sahibiz. Acil serviste çalışanlar bilirler, yanında yakını olmayan hastalarımıza üstü kirlendiğinde temiz giysi temini 1 saati geçmez, yemek saati olmadığı vakitlerde özellikle geceleri hastalarımıza yiyecek temini 30 dakikadan uzun sürmemiştir. Tıbbi destek dışında insani ihtiyaçları giderilmeden asla taburcu etmedik hastalarımızı. Ben bunları lütfettik diye yazmıyorum, bizim bazalimiz bu demek istiyorum. Bir ihtiyacı olup olmadığı mutlaka kontrol edilir. Tıpkı evimize gelen bir misafir gibi... Sayısız örnek vardır... Bunu yaşayanlar bilir sadece, ama günümüz pandemisinde şunun farkına vardım ve çok da mutlu oldum. Acil servislere ya da diğer Korona servislerine yardımlar-destekler çok anlamlıydı. Teşekkürler... Farkındalık buydu işte... Ya da yardımlaşma... Bu maddi durumla ilgili bir şey de değildi üstelik. Çünkü covid-19 pandemisinde hastalar tek başlarına izole edilmekteler. Kiminin yakını hiç gelememekte... Peki manen yardımlaşma!? Varlığını hissetme, şükran duyma, sevgi-saygı gösterme, hoşgörü? Hepimizin birbirimize ihtiyacı vardı. Kiminin varlığına, kiminin bilgisine, kiminin motivasyonuna, kiminin eline, kiminin sesine ihtiyacımız vardı çünkü...
Acil hekimi olduğum için her zaman şanslı görmüşümdür kendimi. Çünkü biliyorum ki acil “ekip” işidir. Her zaman da harikulade ekiplerle çalıştım. Ve her zaman da o ekip arkadaşlarımı birer “süper kahraman” olarak görmüşümdür. Bilmeyenler ve görmeyenler ise pandemi sırasında görmüş ve öğrenmiş oldular. Anlatılmaz yaşanır denilen duygular yaşadık pandemi sırasında... Herkese varlığı için teşekkürler...
Dünyada otörlerin son günlerde ifade ettiği gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözüne son zamanlarda çok takıldım ve umarım acil servislerde de “Acil algısı ve saygısı” en azından eskisi gibi olmaması umudu içimizi yeşertiyor... Farkındalığın arttığı, bilimin ve saygının öneminin yanında vicdanın da eşlik ettiğinde, önce toplumları sonra ülkeleri ve dünyamızı olumlu yönde değiştireceğini düşünüyorum. Neden mi? toplumun küçük kesitleri olan acil servislerden rahatlıkla görebiliyorum çünkü...
Son olarak Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta yatağında söylediği söz olarak bilinen "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" sözünü hatırlatır, esenlikler dilerim...
Saygıyla...
Bu makale 20.4.2020 11:18:17 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2025© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.