Çuvaldız




Ülke olarak yaklaşık 2 aydır ciddi bir pandemi yönetiyoruz. Aslına bakarsanız baya da başarılıyız.  Tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgının yönetiminde dünyanın, değme, süper güç ülkelerinin yaya kaldığını görmek insanı üzüyor.

Tüm dünyaya sözde insan hakları dersi vermeye çalışan ülkelerin sosyal güvencesi olmayan hastaları tedavi etmediklerini, yaşlı ve bakım evinde kalanları göz ardı ettikleri, ya da insani koşullarda defin edilmeyen birçok cenazenin olduğunu duyuyoruz…

Hele şu fırtına geçsin daha neler duyacağız.

Bir atasözü der ki "sizi öldürmeyen şey güçlendirir..." Aslına bakarsanız bu pandemi ile başarılı bir mücadele vermemizin bir nedeni de belki de budur.

Örnek mi istersiniz: Pandemi döneminde acil hasta başvuru sayısı azalan tek ülkeyiz aslında. Normal şartlarda 80 milyonluk bir ülkede yılda 130 milyon hasta tedavi eden bir acil sağlık sisteminden bahsediyoruz. Orta büyüklükte bir acilin günlük hasta sayısı 500-1000 arasında değişiyor. Büyük merkezlerde bu sayı 3000’lere kadar çıkabiliyor.

Aslına bakarsanız normal günlük çalışma tempomuz birçok ülkenin hayal bile edemeyeceği bir pandemi durumundan daha fazla. Bu da bizim acil sağlık sistemimizi biraz "Kaşarlı" hale getiriyor. Rutinimiz kriz olduğundan aslında bu pandemi acilleri pek sarsmadı.

Kabul etmek gerekir ki pandeminin yönetimi acil sağlık sistemi üzerinden yapıldı. Elbette diğer uzmanlık alanlarının fedakar çalışmalarını göz ardı edemeyiz. Günlerce yoğun bakımda nöbet tutan sağlık emekçileri, ya da sahada filyasyon çalışması yapan ekiplerimiz. Hepiniz harikasınız. Hepimiz harikayız...

***

Burada acil tıp camiası olarak bir özeleştiriyi de yapmak gerekir. Ülke genelinde pandeminin merkezinde acil servisler olmasına rağmen gerek Bilim Kurulu'nda, gerek sosyal medyada gerekse haber proğramlarında acil servisler ve acil tıp uzmanlarının yeterince temsil edilmediğini düşünüyorum.

Bu pandemi geçecek... Mutlaka geçecek… Yapılanlardan çok konuşulanlar akılda kalacak... Bu nedenle gerek acil sağlık hizmetlerinin kulisinin yapılması açısından sivil toplum örgütlerine, yöneticilere ve akademisyenlere daha çok görev düştüğü kanaatindeyim.

***

Şeyh Edibali’nin Osmanlı İmparatorluğu kurucusu olan damadı Osman Gazi’ye olan bir tavsiyesi ile bitirelim:

"Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun."


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları