Alışkanlık mı? Bağımlılık mı?




BAĞIMLILIĞA GİRİŞ

Bu sabah uyandığınızda ilk ne yaptınız? Sosyal medya kontrolü? Diş fırçalama? Kahvenizi hazırlama? İşinize hangi yoldan gittiniz? Arabanıza ya da toplu taşımaya bindiğinizde il ne yaptınız? O telefona eliniz sadece bu sabah uyandığınızda mı gitti? Arabanıza bindiğinizde ilk radyoyu açmaya sadece bu sabah mı yeltendiniz?

Yeni başlayan her gününüzü düşünün.. Bu sırada bende bizim için önceden merak edilmiş olan bu durumun bilimsel bulgularını paylaşayım sizinle; 2006 yılında Duke Üniversitesince yapılan bir çalışmada insanların her gün gösterdikleri davranışların %40’tan fazlasının gerçek anlamda kararlar değil de alışkanlıklar olduğu bulgulanmış. Yani her birimizin kendi günümüz için oluşturduğu rutinlerle hayatımız akıp gidiyor.

"Bütün hayatımız bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir." -William James-

Peki alışkanlıklarımız her zaman ilk dişlerimizi fırçalamak istemek kadar arabaya bindiğimizde şarkı açmadan yola çıkmak istememek kadar masumlar mı? Bir bağımlı bireyinde sabah uyandığında ilk madde kullanmayı düşünüyor olması ya da kullanması da onun alışkanlığı değil mi? İlk cevap genelde ‘Hayır bu onun alışkanlığı değil bu ona zarar veren bir eylem.’ oluyor. Evet bir bakıma doğru bir cevap. Bu bireyin içinde bulunduğu hal bir alışkanlığı devam ettirmek değil bir madde ya da eyleme bağımlı olma halidir. Çünkü ne kadar basit ve çabuk olmasa da alışkanlıklarımızı değiştirmek mümkündür. Zarar verdiği düşünülen bir alışkanlığı değiştirmek ne kadar çabuk ve kolay olmasa da buna da alışır ve yeni bir alışkanlık düzenine geçer ve bunu da sürdürmeye devam ederiz. Fakat bağımlılık böyle değildir. Dönüştürülemez, bitmesi gerekir. Bağımlı birey için yeni oluşturulacak tek alışkanlık bırakmış olma ve bunu sürdürmedir ancak bu hiç de kolay değildir.

Yazımın bu kısmına kadar çok karşılaştırılan bu iki kelimenin birbiriyle olan ilişkisini umarım ki açıklamış bulunuyorum. Böylelikle bir irade problemi ya da istemli bir hareketmişçesine basite indirgenen bağımlılığın aslında kronik bir beyin hastalığı olduğunu da ucundan da olsa vurgulamış bulunuyorum. Öyleyse tam olarak nedir bu bağımlılık? Ülkemizdeki durumu nedir? Kimlere bağımlı deriz? Kurtulmak sadece bireyin elinde mi?  

Buyurun sorularımızı cevaplayalım.

Bağımlılık, kullanımın bireyin istek ve kararından çıkıp beynin aşermesi, vücudun yoksunluk belirtileri göstermesiyle kullanılan maddeye ya da yapılacak olan eyleme karşı koyamamasıdır. (Eylem olarak bahsettiğim kavram şu an her ne kadar uyuşturucu madde ve alkol kullanımından bahsediyor olsak da bireyin işlevini bozan, sorumluluklarını aksatmasına neden olan ve yapmadığında aşırı kaygı ve huzursuzluk hissettiren davranışsal bağımlılıklarda mevcuttur. Yemek yeme, alışveriş yapma, seks, spor..). Sağlık çalışanları olarak biz ruhsal hastalıkların tanısal el kitabı dediğimiz DSM’e göre bağımlılık kriterlerini karşılıyor olan bireylere bağımlı deriz. Bireyin tanı almak için daha önceden tanı kriterlerinin içinden 3 tanesini sağlaması gerekirken şimdi 2 kriteri sağlıyor olması yeterlidir. Bu kriterler;

  • Başarısız bırakma girişimleri
  • Tasarladığından fazla kullanım
  • Fiziksel tehlikeye rağmen kullanım
  • Sosyal sorunlar
  • Yoksunluk (maddenin kan ve doku düzeyinde düşerken ortaya çıkan fiziksel ve bilişsel belirtiler)
  • Tolerans (istenilen etki için miktar veya sıklık arttırma)
  • Aşerme (şiddetli arzu)

Bağımlılık için çevresel nedenlerin rolü büyük olsa da genetik boyutu da inkar edilemez. Risk faktörleri bağımlı olma durumunu arttırsa da (örneğin; maddeye kolay ulaşım, ailede madde kullanım öyküsü..) her dil, din, ırk, cinsiyet, kültür, ekonomik durum ve yaştan kimseler bağımlı olabilir.

Tedavisi mümkün olan bağımlılığın, bu süreci uzun hatta bir ömürdür. Bireyin bırakmasının mümkün olduğu kadar kayma yaşaması yani tekrar kullanıma meyletmesi olasıdır. Fakat bu durum korkutmamalıdır. Hastanede gerçekleştirilen yatış sürecinde uygulanan detoksifikasyon ile bireyin vücudu maddeden arındıktan sonra psikoterapi ile desteklenen bireyin kullanım nedenleri, kayma nedenleri, bırakmada yaşadığı zorluklar, istekle başa çıkması gibi konular çalışılarak tedavi devam eder. Burada mühim olan tedavinin 3 ayağının bulunduğunu ve bu 3 ayaktan birinin bile sallanmasının tedaviyi olumsuz etkileyeceğini unutmamaktır. Bahsettiğimiz bu 3 ayak tedavi ekibi, hasta ve hastanın ailesidir.

Bu yazımda aktardığım genel bilgilendirmenin ardından bağımlılığı tanıma ile ilgili serimize devam edeceğimizi bildirmek isterim.

Unutmayın; kurtulabiliriz, bilinçlenmeyi arttırdıkça beraber başarabiliriz..


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 27.7.2020 11:54:12 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.