2. Bölüm: Fonksiyonel Tıpla Kendimi Nasıl Tedavi Ettim?




Ne yersen O’sun

Fonksiyonel tıpla ilgili ilk öğrendiklerimden biri nasıl beslenmem gerektiğiydi. Bir Çin atasözünün de dediği gibi “Ne yersek O oluyorduk.’’ Beslenme, bizim tıp fakültelerinde hiç önem vermediğimiz, hiçbir fikir sahibi olmadığımız ve akademisyenler olarak da öğrencilerimize hiç öğretmediğimiz bir konuydu. Hastalıklardan kurtulmak ve en önemlisi de hastalıklara yakalanmamak için en önemli etken yediklerimiz ve yemediklerimizdi. Akıllıca yersek sağlımıza kavuşuyor ve tam iyilik halini sürdürüyorduk. Yanlış tercihler yaparsak tıpkı benim gibi sonuçlarına katlanıyorduk. 

Günümüzde birçok hastalık yeme alışkınlarımızla ilişkiliydi. Beslenme hücrenin ihtiyacı olan yiyeceği doğru seçmek demekti. Genel olarak beslenme ile ilgili dört ana unsura dikkat etmek gerekiyordu. Bunlar; (1) gerçek, taze, organik ve işlenmemiş yiyeceklerin tüketilmesi, (2) renkli fitonutrientlerle dolu meyve ve sebzelerin tüketilmesi, (3) bol miktarda lif içeren yiyeceklerin tüketilmesi ve (4) bol Omega-3 içeren yiyeceklerin tüketilmesiydi. Bu dört ilkenin uygulanması birçok hastalıktan kurtulmanız ve yeni hastalıklara yakalanmamanız için yapacaklarınızın yüzde doksanını yaptığınız anlamına gelmekteydi. Bende bu dört prensibi hayatımda uygulamaya başladıktan sonra tedavi oldum. İşin özü beslenmede saklıydı.

Fonksiyonel tıpla ilgilenmeye başladıktan sonra vurgulamadan geçemeyeceğim bir diğer konuda tıp fakültesinde bizlere okutulan ve üst üste koyduğumuzda boyumuzu aşan kitapları (fizyoloji, biyokimya, patoloji) neden okuduğumuzdur. Sanki bu kadar kitabı boşuna okumuştuk; öğrencilerimize de boşuna okutuyorduk. Çünkü hücrelerimizin beslenmesi ve hayatlarını sürdürebilmesi için gereken tüm bilgiler onlarda yazıyordu ama bu bilgileri hiç kullanma ihtiyacı duymuyorduk. Fonksiyonel tıpla birlikte “Guyton Fizyoloji Kitabı’’ tıp fakültesinde olduğu gibi tekrardan en iyi yol arkadaşım oldu. 

Şimdi gelelim fonksiyonel tıpla kendimi nasıl tedavi ettiğim konusuna. İlk olarak işe fonksiyonel tıpta istediğimiz tetkiklerle başladım. Bu tetkikler neticesinde, vitamin D, iyot ve hücre içi magnezyum düzeylerimin düşük; homosistein ve GGT düzeylerimin ise çok yüksek olduğunu gördüm. Gluten hassasiyet testlerimin de pozitif olduğunu gördüm. Bu değerlerin nasıl düzeltildiğini bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.

Fonksiyonel tıp bakış açısıyla kendime bir göz kırptığımda, önce bağırsaklara yönelmem gerektiğini ve de sağlıklı beslenmem gerektiğini öğrendim.Yediğim simitler, tam tahıllı reklam şişirmesiyle kandırıkçı ekmekler, her fırsatta yakılan mangal, bitkisel beslenmemeye karşı net tavrım, gazlı içecekler, günde en az 10 defa içilen kahve, sağlıksız ve bolca tüketilen yağlar ve bol proteinli beslenme beni bu aşamaya getirmişti. Çok masum, hiç şüphe uyandırmayan ve biz hekimlerin çoğu zaman hastalarına sormaya tenezzül bile etmediği “olağan şüpheliler” beni hasta etmişti. Şimdi ise tekrar yiyerek fakat bu sefer doğru yiyerek kendimi tedavi edecektim. “Besinim ilacım olacaktı.”

Fonksiyonel tıpla tedavime bağırsaklarımı düzelterek başladığımda aslında pek çok şeyin yerine oturacağını öğrendim. Sızdıran bağırsak (leaky gut) hastası olduğumu ve gezici artritlerimin sebebinin de bu olduğunu anlayınca yeni bir dünyanın kapısını aralamış oldum. 

Fonksiyonel tıbbın “5R tedavisi” ile işe başladım. Remove (temizle, uzaklaştır), Replace (yerine koy), Re-inoculate (geri aşıla), Repair (tamir et), Re-balance (otonom sistem dengesini yeniden kur). Tedavime ilk R olan ‘’Remove’’ yani temizle, uzaklaştırla başladım. Fonksiyonel tıbbın en önemli silahlarından olan eliminasyon diyeti hastalıklarımdan kurtuluşumun ilk adımıydı. 

“İnsanoğlu yediklerini dörtte biri ile yaşar. Kalan dörtte üçü ile de doktoru geçindirir” Mısır Atasözü


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları