Her bağımlı bireyin söylediği veya ailesinin mutlaka duyduğu bazı cümleler vardır. Bu yazıda konu ile ilgili doğru bilinen fakat farkındalığa ve tedaviye ket vuran yanlış inanışlardan bazılarını açıklıyor olacağız. O zaman başlayalım...
Bu konunun cevabı aslında bağımlılığın tanımında gizlidir. Ne idi bağımlılık? "Biyo-psiko-sosyal bir beyin hastalığı." Bağımlı olmak, bağımlılığı devam ettirmek, karar verilen an bağımlılığı sonlandırmak iradeye bağlı eylemler değildir. Bağımlılığa bakışımızı ruhsal olmayan bir hastalıkla netleştirmek isterim; bir tansiyon hastası düşünelim, tansiyonu çıktı oturup irademi kullanıyorum diyerek sizce tansiyonunu kendi kendine düşürebilir mi? Sadece iradesini kullanarak tuzlu bir ayran içmeye karar verebilir. Bağımlılıkta bir hastalıktır üstelik fiziksel hastalıklardan daha çetrefilli bir tedavisi olan. Zaten bağımlılıkta iradeden sadece tedavi sürecindeki hastanın içsel motivasyonunda bahsedilebilir, tuzlu bir ayran içmek gibi. Yine de kolay görünüyor değil mi? İçsin o zaman tuzlu ayranını… Keşke maddeden veya alkolden dolayı bozulmuş olan beyninin ön kısmı (karar vermemizde etkin olan frontal korteks) sağlıklı bir bireyinki kadar çalışabilse, alınması gereken hazdan fazlasını almış olan beyninin haz merkezi (ventral tegmental alan) şimdi bir tuzlu ayranla tatmin olsa... Bireyde bunu istiyor tabii ama tuzlu bir ayran onun semptomlarını geçiremiyor. Fiziksel, ruhsal yoksunluğunu bastıramıyor, beyni sağolsun…
Eveet, işte başımıza her zaman dert açan en kilit cümle; "Ben kontrol ederim." Biz, insanoğluyuz. Doğrularımız olduğu kadar yanlışlarımız var, mantığımız kadar duygularımız var. Kendine güven her zaman yarar değil her şeyin olduğu gibi fazlası zarar olan bir durum. Ki zaten bağımlı bireylerde öğrenmeli ki bağımlı olmak ya da olmamak onların kendi ellerinde değil. Beyinleri onlar için bu kararı ilk kullanımda verir; genetik yatkınlık, ulaşılabilirlik, var olan bazı ruhsal hastalıklar beyne bu kararı daha hızlı verdirirken bunlar gibi risk etmenlerine uzaklık bağımlılığı sadece geciktirir fakat ihtimali yok etmez, mutlaka bir gün bir yerde tekrara düşülür. İsterseniz netleştirmek için bağımlılık döngüsünü sunayım size;
Kullansam mı? (korku/merak) – "Bir kereden bir şey olmaz." - Bir daha asla. – "Ben kontrol ederim, bağımlı olmam." – "İstersem bırakırım, bende." – Bu illet bırakılmaz ki. – Bırakmak zorundayım. – Artık bırakıyorum. – Bıraktım bir daha başlamam.
BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ!...
Esrar severler bana çok kızacak fakat esrar; dünyada en yaygın üretilen, en fazla kaçakçılığı yapılan ve en çok tüketilen yasadışı "uyuşturucu maddesidir." Evet yanlış yazmadım, esrar bir uyuşturucu maddedir. Yaygınlığı, kullanış biçimlerinden biri olan sarmanın sigara kullanımına benzemesi gibi etkenlerden dolayı bağımlıların uyuşturucu kelimesini yakıştıramadığı bir madde. Ama hocam uyuşturucu diyorsunuz madem neden tıpta kullanılıyor? Bu da çok fazla kafaları karıştırır. Kenevir içinde 2 tür nörotransmitter barındırır; THC ve CBD. Kenevirin dişisinden üretilen esrar, bünyesinde barındırdığı THC ile kafa yapıcı etkisi esrar bağımlılarının gönlünü kazanmıştır. CBD ise ağrı kesici etkisiyle (analjezik) tıbbi alanda kullanılmaktadır. Tamam peki bir savunmam daha var dedi danışan o da şu; Hocam bana bağımlı demeniz için mutlaka yoksunluk belirtisi götermeliyim, eroinmanları görmüyor musun hastalıkları (madde alımının kesilmesine bağlı yoksunlukları) aşırı fazla esrarı içmediğimde ben öyle değişik bir hal almıyorum. Evet tabii öyle ama farklı maddelerin yoksunlukları farklıdır sevgili okurlar. Esrar fiziksel yoksunluk belirtilerinden çok bilişsel yoksunluk yaratır. Düşüncelerinizin girdabından çıkamazsınız, keyifsizsinizdir, yapacak bir şey bulamıyor ve bir boşlukta çırpınıyorsunuzdur. Ve ayrıca esrar bir geçiş maddesi olmasından dolayı bağımlılığın kapılarını aslında sonuna kadar aralar size, içiyorsunuz zaten bir gün başka bir madde geldi neden denemeyesiniz?
Herkes kullanıyor olabilir peki bir şey olmadığına emin misiniz? Her türlü din, dil, ırk farketmeksizin herkes bağımlı olabiliyor. Ulaşım kolaylığı, genetik yatkınlık, aile öyküsünde kullanım geçmişi olması gibi faktörler riski arttırsa da bağımlılık sosyoekonomik durum, statü, kültür ayırt etmez. Kullanımın çok yönlü sonuçları mevcut bu da bir şey değil çok şey olduğunu gösteriyor.
Sizi siz yapan nedir? Beyninizin vücudunuz üzerindeki hakimiyetinin kaybolması mı gerçekten. Ama siz bu yaşınıza, bu statünüze, bu ortamınıza madde içip gelmediniz; çalıştınız belki şanslıydınız, fırsatları değerlendirdiniz, seçimler yaptınız. Belki mükemmel bir yerde değilsiniz ve madde içince tüm bunları unutup çok daha rahat oluyorsunuz. Peki sabah uyandığınızda? Gerçeklerinizle yüzleştiğinizde ben akşam içerken bendim bu kimin hayatımı diyorsunuz gerçekten? Madde sizi daha girişken, daha sevecen, daha güler yüzlü yapıyor olabilir ama siz böyle misiniz yoksa böyle mi olmak istiyorsunuz? Böyle değilsiniz ama böyle olmak istiyor olabilirsiniz bu bir problem değil. Hadi bir düşünün. Her zaman böyle olmak için kendinize el verin, bunun nedeniyle yüzleşelim ve bir şeye bağlı olmadan da hep böyle olmanın keyfini çıkartalım.
Çok güzel bağımlı arkadaşlarım haklı gibisiniz. Fakat bağımlılık kriterlerinden unutmamız gereken biri de başarısız bırakma girişimleridir. Evet siz 1 ay içmiyorsunuz ama biliyorsunuz ki 1 ay bittikten sonra içeceksiniz. Bu ne demek? Beyniniz zaten içeceğinizi bildiği için sizi çok fazla zorlamıyor demek. Düşüncede bile etkilerini görebilirsiniz. Artık bırakıyorum hiç içmeyeceğim dedikten çok değil 5 dakika sonra olduğunuz yerde volta atmaya başlayacaksınız.
Kokain, uyuşturucu maddeler arasında en hızlı bağımlılık yapan maddedir. İnanır mısınız ekonomik duruma hiç bakmıyor. Bulmak istedikten sonra, yapmak istedikten sonra bulunamayan, yapılamayan şey var mıdır? Biz bu alemde amaçları belli olmayan ama bir amaç oluşturup onun için çabalayan varlıklarız. Gün gelir ara ara içtiğiniz kokain size en çok zevk veren madde olur. Esrara vereceğiniz paraları saklar kokain alırsınız. Bu kullanımların sonu bağımlılıktır ve artık bu para için yapılacak şeyleri düşünmeye başlamışsınızdır bile.
Maddelerin etkileri bizi günlük hayatımızın sorunlarından uzaklaştırmayı başardığı için bizi kendilerine bağlarlar. Ekstazi attınız diyelim çok enerjiksiniz, devamında düşüşünüz oldu. Buna dayanmak istemediniz tekrar attınız, tekrar, tekrar… Döngünüz başladı ve döngü ilerledikçe baştaki etkisi azaldı. Dozu arttırdınız o zevki tekrar aldınız, dozu arttırdınız o zevki alamadınız ama bağımlı oldunuz. Madde bir çözüm değil, sorununuza sorun ekleyip çözümünü de zorlaştıran bir kullanım.
Ruhsal olarak herhangi bir sorununuzun çözümü ruh sağlığı çalışanlarıyla iş birliğidir. Lütfen sorunlarınızın üzerini örtmeyin, gelin onlarla yüzleşelim. Hiçbir yüzleşme, sorun bizden güçlü değil, kendinize ve bizlere şans verin.
Bu makale 20.9.2020 14:56:14 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.