"Her insanın 3 dileği vardır. Sağlıklı, zengin ve güzel olmak." Platon
Yazıma başlamadan önce tüm okurlardan istediğim bir şey var. Bir dakikalığına gözlerinizi kapatın, o karanlıkta parmak uçlarınızdan vücudunuza yayılan enerjiyi hissedin ve düşünün.
"Bedeninizi tanımlamanız istense o an aklınıza ilk gelen kelime, cümle, sıfat ne olurdu?"
Bu yazıya başlayıp giriş cümlesini yazdıktan sonra verilebilecek cevapların yazının planladığım akışına uygun olup olmayacağınız merak ettim. Yazıyı bıraktım ve az çok akışımın doğru olup olamayacağını anlayabilmek için birkaç on kişiye bu soruyu sordum, kendim dahil. Hemen hemen herkesin ilk tanımlama kelime veya cümlesi bedeninin en belirgin ve fakat aslında bedenini aslında çok dar bir çerçevede tanımlayan özelliği oldu. Ne gibi mi? Şekilsiz burunlar, kilolu gövdeler, kalın bacaklar, çarpık dişler, biri diğerinden farklı olan kaşlar, büyük el/ayaklar, aşırı zayıflık...
Bedenimizi fiziksel görüntüsüne göre tanımlamamızın nedenlerinden biri çevreyi etkilediği gibi çevreden de etkilenen beden, görüntüsü ve diliyle iletişim kurduğumuz ilk araçtır. Bireylerin birbirleri hakkında fikir sahibi olma çabaları ilk etapta düşünce, tavır gibi etmenlerin uygunluğundan ziyade görünüş analizi ile başlamaktadır. Bu hamle doğru mudur tartışılır fakat burada görünüşten kastedilenin aslında beden algımız ve özgüvenimiz arasındaki etkileşim olabileceğini düşünmekte yanlış olmasa gerek. Beden algımız ile ilgili düşüncelerimiz, bedenimizden hoşnutluğumuzla paralel ilerlediğinde kendinden emin bir görüntü oluşturmamız kaçınılmazdır. Bu noktada bireydeki özsaygı eksikliği de neden olarak dikkat çekmektedir.
Nedenleri kadar sonuçlarından da bahsetmek gerekirse bu durumun sadece bir algı problemi olmadığı ve tedavi edilmesi gerektiği iyice anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Bu durum zamanla bireyde depresyon, bilişsel çarpıtmalarına eşlik eden somatizasyon, yeme bozukluğu gibi problemler oluşturacaktır. Psikoterapi süreci için asıl rahatsızlığa eşlik eden problemlerin artması süreci biraz daha uzun ve zor kılıyor maalesef. Fakat biz biliyoruz ki süreç ne kadar bizi zorlasa da ömür boyu hastalıkları bünyemizde ve beynimizde barındırmak daha da zordur.
Yazımın başında sorduğum sorular için sizin de cevaplarınız yukarıdaki şekillerde ise son olarak onlara sorduğum soruyu size de sormam gerek; Bedeniniz sağlıklı mı? Gün içi rutininiz de size yardımcı olabiliyor mu? Sizin komutlarınıza (kalk, yürü, koş...) gereken karşılığı verebiliyor mu?
Ruhunuza sağlık...
Bu makale 12.9.2020 14:16:32 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.