ÖÇS ile Esir Olmak




Var mıdır insandan daha güçlü ve daha zeki başka bir varlık?

En güzel şekilde varolan insan nasıl olurda çoğunlukla yardım ile ayakta durabilir bir hal ile yaşama tutunmaya çalışır?

....?

Bütün bu ve buna benzer soruların cevapları yine insan adını verdiğimiz "Eşref-i Mahlukatın" derinliklerinde saklı. Kendi farkındalığının farkında olmadan yaşamak gafleti. Bütün psikolojik travmalar bu merkezlidir desem çokta iyi bir tespit olur sanırım. Bütün terapilerde danışmanın danışan'a yaptığı en büyük iyilik hali;  danışanı farklı bakış açısına yönlendirebilmektir. Yani farkındalığı ortaya koymasını sağlamaktır.

Kendinden saklı gücü görmeyen yada görmek istemeyen bireyler için  bu süreç oldukça zordur. Öğrenilmiş çaresizlik denilen durum işte tam da budur. Bireyin kendini zayıf görmesi ve bunu değişmezlik ilkesi ile adlandırıp formülize etmesidir.

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK SENDROMU:

Kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak, bir şey yapsa da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp, bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.

İnsanın yapabileceği bazı şeyleri yapamayacağına inanması, bir işi yapmaya teşebbüs ederken cesaretinin kırılması, kişinin başarısız olmasına neden olur. Kendine güvenini yitirdiği için de gelecekte de o işi başaramaz. 

  • Filler Nasıl Eğitilir? 

Filler daha yavruyken, kalın bir zincirle bacağından bir direğe bağlanır. Önceleri hayvan kaçmaya çalışır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabilir ne de direği yerinden oynatabilir. Fil yavrusu ayağında zincirle büyür ve kaçamayacağını kabullenir. Özgürlük kavramını yitirir. İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülür ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanır. Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalır. Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanır. Fil büyüyünce ipten kurtarılır. Ama artık o alanın dışına çıkamayacağını öğrenmiştir...

PEKİ NEDEN? 

   1. İYİ AİLE NE YAPAR. 

Yapamazsın!

Olmaz! 

Zorlama! 

Sen kim başarmak kim!

....gibi yönlendirmeler ile hareket etmeyi marifet sanan ebeveynler marifetleri ile övünürken; kendisine emanet edilen en güzel varlığı, bilge olmaya sevk eden güzellik abidelerini hatırlamak ve öne çıkarmak daha doğru bir davranış olsa gerek.

Anneler, bir Pauline Einstein da siz olabilirsiniz. Ne dersiniz?

UNUTMAYALIM!

 “ Yapamazsın, başaramazsın, sen bundan fazla ileri gidemezsin.” gibi cümleler kurmak çocuğun cesaretini kırar ve öz güven eksikliğine yol açar.

Hepimiz Pauline Einstein’ın oğlu olan Albert Einstein’ı çok yakından tanıyoruz. Ama eminim Pauline Einstein olmasaydı dünya Einstein’ı tanıyor olmayacaktı. Albert Einstein ilkokuldayken öğretmeni annesine vermesi için onunla eve bir mektup gönderdi. Albert daha okumayı sökememişti, bu yüzden annesinden mektubu kendisine okumasını istedi. Oğluna mektubu okurken annesinin gözlerinden yaşlar döküldü. Annesi mektupta, Albert’a çok zeki olduğu için okuldaki öğretmenlerin yetersiz kaldığını, kendisinin ya başka bir okula gönderilmesi gerektiğini, ya da evde özel olarak eğitilmesi gerektiğini, yazdığını söyledi. Ona “sen dünyayı değiştirebilecek kadar çok zekisin ve farklısın” dedi.

Yıllar geçti, annesinin ölümünden sonra, Einstein annesinin geride kalmış eşyalarını ve kitapları karıştırırken, bir kitabın arasında yıllar önce öğretmeninin kendisinin çok zeki olduğunu yazdığı mektubu buldu. Artık okumayı biliyordu ve mektubu okudu. Mektupta hiç de annesinin okuduğu gibi kendisinin çok zeki olduğunu yazan bir şey yoktu. Aksine kendisi için aptal ve öğrenme problemleri olan bir çocuk olduğu, yapılabilecek hiçbir şeyin kalmadığı ve okulun onu artık kabul edemeyeceği yazılıydı. Hatta hiçbir zaman başarılı olamayacağı ve daha düşük seviyede olan çocukların gönderildiği başka bir okulu bile tavsiye etmiyordu. Albert bunları okuyunca gözlerinden ister istemez yaşlar döküldü. Ağlamasının nedeni öğretmeninin kendisi için yazdığı kötü şeyler değil, annesinin kendisi için duyduğu şevkat ve sabrı çok daha iyi anlıyor olmasıydı.

   2.ÇOCUKLARINIZI DOĞRU İNSANLAR İLE TANIŞTIRIN. 

Çoğu ailenin en büyük sorunu iyi yada doğru insan kavramını madde ile bir arada düşünmek yada sadece maddede aramak.

Zengin çocuklar ile arkadaş ol.!

Kolejlerde okursa iyi arkadaşlar edinir diye bakmak.

Kiminle dolaşırsan ona benzersin. Evet çok doğru bir söz . Şimdi şu soru sorulmalı mı?

Her zengin aile iyi çocuklar mi yetiştiriyor?

Her özel okulda iyi bir eğitim mi var? 

.....

Şunu da demiyorum tabiki:

Çocuğunuzu başıboş bırakın, önüne gelen ile arkadaş olsun, eğitim sistemi iyi olmayan bir okulda okusun....

"Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim."

Arkadaş çevresi kötü olan insanlar, bu kişiler ileriki dolaşıp aynı işleri yapmaktan bir süre sonra onlar gibi düşünmeye başlarlar.. İyi olanlar ise istisnalar hariç güzele doğru koşarlar...

Negatif Ortamlarda Ne Konuşulur? 

Kimse yapamadı biz mi yapacağız?

Kazanma ihtimalimiz yok.

Bulduğumuz ile yetinelim.

Haram olmadan zengin olmak mümkün değil.

Çok konuşursak bizi harcarlar......

  • Zıplayamayan Pireler: 

Boyları ile zıplama becerileri karşılaştırılğında Pirelerin  mükemmel bir zıplama yeteneği vardır. Bize göre 50 cm küçük olsa bile bir atın boyu ile karşılaştırdığımızda, atın Eyfel Kulesinin tepesine zıplaması ile eşdeğerdir.

Pirenin ne kadar zıpladığını ölçerler ve 50 cm zıpladığını görürler. Pireyi yüksekliği 30 cm olan cam kavanoza koyarlar. Kavanozun ağzını kapatırlar. Kavanozun altından ısıtırlar. Pire ısındıkça zıplar ve zıpladıkça kapağa çarpar. Bir süre sonra pire kapağa çarpmamak için 29 cm sıçrar, düşer. Ama kapağa çarpmaz. Pire bunu alışkanlık haline getirdikten sonra kavanozun kapağını açarlar. Pire hala 29 cm sıçrıyor. Halbuki eskiden 50 cm sıçrardı. Pire bu deneyle 29 cm’ den fazla sıçrayamayacağını öğrenmiştir.

"Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz...."

Behçet  NECATİGİL


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları