Neyi Unuttum? 




Neden Bu ŞEKAVET-İ EBEDİYE ve YE'S Hali? 

Ne ektiysek oydu biten can tarlamızda

Pay edemedik dünyayı biz aramızda

Yoksul muhtaç için kaşık yok soframızda

Zalim mazlumu ezerken sustuk seyrettik

(Türker BERKER)

İnsanlar duygularını paylaşamaz oldu. Paylaşılmayan mutluluk, huzursuzluk oldu. Paylaşımı azaltan neydi?

Gelecek kaygısı mı?

Geçim sıkıntısı mı? Yoksa  her şeye kolayca ulaşmayı sağlayan teknolojik ilerlemeler mi?  Gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı, teknolojik bağımlılık... Sevgi denen kavramı unutturdu mu bize? Bizi biz eden ve kesinlikle bütün rahatsızlıklara en iyi gelen ilaç olan sevgiyi.  Benim gibi toplu ulaşımı kullanarak işine gidip gelen herkesin gördüğü en dikkat çekici durumdur sanırsam; yüzü asık ve mutsuz insanlar yığını.! Birbirinden habersiz ve dağınık, ellerinden düşmeyen tekefon ve o yetirilmiş duygu sevgi.

Depresyona girdim diyen herkese ilk söylediğim söz şudur:

Başta kendiniz olmak üzere herkesi ve herşeyi  sevin. Yaratıcının görevini üstlenmeden. Bırakın yargılayacak olan merciye yargıyı siz sadece sevin.

Sevgi: 

Kendinden bir şeyler vermek, bir taşın üzerine yeni bir taş koymak kaygısı. Belki de en önemlisi fayda beklemeden bir şeyler yapmak zahmetidir.

Özünde sevgi tohumları olmayan hangi çiçek doğru büyür, hangi iş mutlu eder? Hangi bakış açısı ile  bakarsanız bakın sevgi gerçeğin ta kendisidir, paydır, paydadır, dertlerin dermanı, kuyudan saraya giden yol, Hiradan örülen ağın nedeni ve tabi ki güzelliğin yol haritasıdır. 

Yoruldu mu insan? Kargaşa, belirsizlik insanı yordu mu, yıprattı mı, yoksa olgunlaştırdı mı?

Her şeyden sıkılır oldu insan. Eğlenmeyi bile başaramaz oldu. Sevmekten, sevilmekten korkar oldu.

Sevgisizlik, insanı ya teknolojik bağımlılığa ya da kendi yalnızlığına itti. Geçmiş ile gelecek arasındaki bağ koptu. Bu da insanı boş boş dolaşan, monoton, huysuz, depresif birer varlığa dönüştürdü.

Şiddet kavramına yönelimin trend olduğu duygusuz bir dönem. Duygusuz insan acır mı hiç? Her yerde bir suçlu arama kavgası. Herkes suçluyu bulma telaşında. Biziz biz!

Ben, sen, o, bu, şu, bizler, sizler, onlar. 

İnsanın mutsuzluğu arttı, artık hiçbir şey insanı mutlu etmiyor. İnsan hiçbir şeyden tat alamaz oldu. Bundandır işte herkes depresif, kaygılı...

En başta kendini unuttu. Kendi yalnızlığından boğuldu farkında olmadan. Başkası için yaşamak adına kavgaya tutuştuk. Gladyatör ben asil Roma yöneticileri ise kendileri için yaşadığım başkası.!  Bunu biz, siz...diye çoğaltın çoğaltabildiğiniz kadar.

Kendi hayallerimizin peşinden koşmayı bırakıp başkalarının görmek istediği rol model olmaya çalışıyoruz hepimiz. 

Hiç mümkün mü mutlu etmek bekleti sahibi olan başkasını? Bütün bir dünyayı var edip sonra en üstün varlık olarak sizi yarattım diyen  varlığın sahibine karşı isyan eden, inkar eden biri yada birileri için yaşamak ve onları mutlu etmek mümkün mü hiç? 

Oysa bizden istenen kendimiz olmak ve beklentisiz sevmek, değer katmaktı. 

Güzel olanı önce kendisi için isteyen, araştıran, başkaların üzüntüsüne ortak olup onu azaltan, mutluluğunu paylaşıp artıran olmak olmalıydı asıl derdimiz. Taşına, toprağına, doğasına, suyuna sahip çıkan bireyler olmak. Hazıra konmayan, kendi üreten, ürettiği kadar kendini değerli görenler olmak.

Tekno bağımlılıktan kurtulup, hayattan tat almak ...

Unutmayalım ki; hayatın tadı etrafta olup biteni anlamakla çıkar. Üretmek ile paylaşmak ile biter tüm yalnızlıklar. Üreten insanın kaygıları azalmaz mı? Üreten insan boş düşüncelere esir olur mu? Depresyona girmek mi? Oda ne?

Tadı mı kaçtı hayatın, yoksa paylaşmayı mı unuttu insan? 

Ürettikçe paylaşır insan. Paylaşmak ruhu incelten en güzel ilaç. Paylaşmayı sevdikçe uzaklaşır insan hırs ve kıskanma gibi duygulardan. Olumsuz duyguları yok ettikçe özgürleşme gerçek olur. Gerçekten özgür bir ruh hiç şiddet yanlısı olabilir mi?

Çocuğa şiddete hayır! Kadına şiddette hayır! Sağlık çalışanlarına şiddete hayır! 

Öğretmene şiddete hayır! 

Hayvanlara şiddete hayır! 

...! 

Duygularının sonu şu ifadeler ile bitmeli ki sözler can bulabilsin.

Şiddete hayır diyorsan eğer; üreten ol ve sev.! 

İçindeki insanlığı çıkar. Sevmeyi dene. Teknolojik bağımlılık seni yalnızlaştırdı ve duygusuz bir makineye dönüştürdü. Kendine gelmeye çalışınca zorlandın ve çıkış yolu olarak en kolay olan iki yolu seçtin.

1- Kimseye kızamadım

Kimseye küsemedim

Sonunda kendime küstüm

Sonunda hayata

Düşündüm banka soymayı

Ulu orta soyunmayı

Hayatımdaki herkesi vurmayı

Affedin

Depresyondayım

(Göksel)

2- Aklın bittiği, duyguların hiç olduğu, sadece tüketimin var olduğu yerde son karar şiddete aittir. 

Ne kadar dayanabilir doğa? Son yıllar, belki de son aylar

Her gün cinayet, tecavüz, yüzsüz ve sapkın olaylar

(Kezzo Feat )

SONUÇ

Sen!

Amerikayı keşfeden

Aya giden ‘insan’

Ben senin içindeyim

Bulup da çıkarsana, haydi!

Sen veya o fark etmez, yaşayamazsınız ki bensiz

Bilmez misiniz ben dünyanın son çivisiyim... Benim için çoktan ölmüş diyorlar

İnanma sen onlara, inanma!

Ben senin yüreğinde varoldukça yaşarım... Hatırla artık;

Benim adım İNSANLIK!...

(Özlem GERAY)


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları