İşitme Kaybında Erken Teşhis Bilişsel Gerilemenin Önüne Geçebilir

Çocuk Sağlığı / SAĞLIĞINIZ İÇİN

İşitme Kaybında Erken Teşhis Bilişsel Gerilemenin Önüne Geçebilir

Prof. Dr. Ahmet Ataş 3 Mart Kulak ve İşitme Günü farkındalığın artması ve işitme kaybı olduğunda; 'Eğer bir işitme kaybı varsa bir an evvel tanının konulması ve tedaviye başlanması bilişsel gerilemenin önüne geçebilmede büyük önem taşımaktadır.'




Yaklaşık 30 yıldır işitme, denge, dil ve konuşma bozuklukları alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ahmet Ataş, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Odyoloji Bölüm Başkanı ve Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

"3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü için İşitme sağlığının her açıdan insanlar için önemli olduğunu ve bu konuda farkındalığın artması, işitme kaybı olduğunda işitme cihazı kullanımının fayda sağladığını, işitme cihazından korkulmaması gerekiyor." ifadelerini kullandı

İşitme kaybı nedenleri nelerdir? Genetik midir?

İşitme kaybı; İşitsel yolların herhangi bir basamağında meydana gelen patolojiler nedeniyle çevredeki seslerin algılanamamasına denir. İşitme kaybı nedenleri arasında edinsel faktörler (gürültü maruziyeti, travma, ototoksik ilaç kullanımı vb.), kalıtsal faktörler yer almakla birlikte nedeni bilinmeyen durumlarda mevcuttur. Doğuştan işitme kayıplarının yaklaşık olarak yarısında genetik faktörler rol oynar. Ayrıca yaşla birlikte görülen işitme kaybının başlama zamanı, süreci ile ilgili olarak genetik faktörler karşımıza gelmektedir. 

Ne sıklıkla işitme testi yaptırılmalıdır?

70 yaş ve üzeri bireylerde işitme kaybının daha sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr Ahmet Ataş;

"İşitme takibi açısından hastaların değerlendirilme sıklığının belirlenmesinde birçok faktör rol oynamaktadır. İşitme kaybının nedeni, derecesi, tipi, konfigürasyonu dediğimiz özellikler ve yaş, bireysel ihtiyaçlar, farklılıklar doğrultusunda planlama yapılmaktadır. Yetişkin hasta grubu için çoğunlukla ilk işitme testi, hastaların şikâyetleri nedeniyle kliniklere başvurması doğrultusunda gerçekleşmektedir. Ototoksik ilaç kullanımı, gürültüye maruziyeti, ani işitme kaybı ve izlemi gibi işitme üstünde hızlı etki edebilecek durumlarda daha sık kontroller yapılmakla birlikte iş yeri, okul tarama programları doğrultusunda yıllık rutin testler de uygulanmaktadır. Yaşla birlikte birçok sistemde olduğu gibi işitmede de bozukluklar meydana gelmektedir. 65 yaş üstü bireylerde %30 oranında işitme kaybı görülebilirken, 70 yaş üstüne bakıldığında bu oran %50’ye yükselmektedir. Bu nedenle geriatrik grup için yıllık kontroller önerilmektedir. Eğer bir işitme kaybı varsa bir an evvel tanının konulması ve tedaviye başlanması bilişsel gerilemenin önüne geçebilmede büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.

 

Yeni doğanlarda işitme taramasının önemi nedir?

"Yeni doğanlarda işitme taraması 2004 yılında ulusal olarak yapılmaya başlandı. Amaç; 1 ay içerisinde tarama yapmak, 3 ay içinde tanılamak ve 6 ayda cihazlandırmayı tamamlamaktır. Erken tanı ve işitme cihazının erken dönemden itibaren kullanılması; işitme engelli çocukların dil gelişimlerinin ve buna bağlı olarak akademik başarılarının artması konusundaki görüşler evrensel boyutta yeni doğan işitme taramasının oluşturulmasını sağlamıştır. İşitme kaybının olumsuz etkileri belirgin olabilir, ancak işitme kaybının kendisi dışarıdan görünmez bir durumdur. Bu yüzden kolayca göz ardı edilebilir veya hafife alınabilir. Ebeveynler ve diğer aile üyeleri, işitsel yolla öğrenmenin gelişimsel süreçler için önemini anlamalıdır."

Kulak çınlaması işitme kaybının habercisi midir?

"Evet, habercisi olabilir. Özellikle yüksek frekanslarda meydana gelen işitme kaybı kulak çınlamasının en önemli sebepleri arasında yer almaktadır. Klinik açıdan incelendiğinde kulak çınlaması (tinnitus), birçok durumda otolojik patolojiler ile ilişkilidir. Her işitme kaybının tinnitusa yol açmadığı ve işitme kaybının derecesinin, tinnitusun şiddetiyle alakalı olmadığı görülmüştür. Bazı tinnitus formlarında net bir otolojik problem olmayabilir. Bireylerin yaşamındaki kayıplar, hastalıklar ya da psikolojik sorunlar tinnitusa zemin hazırlayabilir."

 

İşitme kaybı işitme cihazlarıyla her yaşta durdurulabilir mi?

İşitsel bozukluğunun erken saptanması, doğru teşhisi, işitme kaybı ve diğer işitsel bozukluklara etkili müdahale açısından birçok yönden önemli katkılarda bulunur. Özellikle dış ve orta kulak problemleri nedeniyle oluşan işitme kaybına yönelik medikal ve cerrahi tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Tedavi sonrası bu tip işitme kayıplarında düzelme görebiliyoruz. İşitme cihazı kullanımının gerekli olduğu durumlarda ise işitme cihazı, işitme kaybının ilerlemesine neden olmaz ya da durdurulmasını sağlayamaz. İşitme cihazlarının temel işlevi; işitsel veriyi, işitme kayıplı kişinin tanımlayabileceği ve etkili olarak kullanabileceği düzeye çıkarmaktır.

Doğru tanı ve tedavinin önemi büyük.

"İşitme cihazı kullanımının en önemli gerekçelerinden biri konuşmanın anlaşılırlığını sürdürmek ve iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamaktır. İşitme cihazları sesin doğal olarak işlenmesine yardımcı olmak için beyni doğru bilgi ile desteklemelidir. Beynimize ulaşan ses girdileri sesi anlamlandırmak için yeterli olmadığı durumlarda, bilginin anlaşılması için daha fazla çaba harcanmakta ve yeterli girdinin gelmemesi nedeniyle bilişsel gerileme meydana gelmektedir. Müdahale edilmeyen işitme kaybının sonuçları arasında sosyal izolasyon ve depresyon yer almaktadır. Dünyada insan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun giderek arttığını biliyoruz. Özellikle geriatrik grup için sosyal izolasyon ve depresyonun; demans ve Alzheimer riskinin artışına neden olduğuna dair kanıtlar mevcuttur."

"Normal gelişimin belirli aşamalarında bireylerin daha kolay öğrenebildikleri bilinmektedir. Pediatrik grup için erken dönemde amplifikasyon veya implantasyon, kendisini organize etme sürecinde olan bir beyni harekete geçirir ve bu nedenle işitme girdisine daha duyarlı olur. Böylece daha büyük işitsel kapasite oluşur.  Yıllar boyunca yapılan birçok çalışma; herhangi bir derecedeki işitme kaybı zamanında tanılanmayıp müdahale edilmediğinde; çocukların konuşma, dil, akademik, duygusal ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini göstermiştir. Bu nedenle işitme kaybının ikincil etkileri, bir sensör bozukluktan ziyade çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkiler."

Tüm bunları göz önüne aldığımızda işitme kaybı ve yönetiminin her yaş grubu için oldukça önemli olduğu karşımıza gelmektedir. Doğru tanı ve değerlendirmeler sonrasında, bireye özel yaklaşımlar benimsenerek, alanında uzman kişilerce yapılan müdahalelerin gerçekleştirilmesi ve yönlendirmelerin yapılması gerekir.

İşitme engellilerin hayatını zorlaştıran durumlarda ne gibi çalışmalar yapılmalı? İşitme engelli bireyler ülkemizde en çok hangi durumlarda zorlanıyor? Bu konuda önerileriniz nelerdir?

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde; İşitme sağlığının her açıdan insanlar için önemli olduğunu ve bu konuda farkındalığın artması, işitme kaybı olduğunda işitme cihazı kullanımının fayda sağladığını, işitme cihazından korkulmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Ataş açıklamasını şöyle tamamladı;

"2020 yılının başlarından beri hepimizi birçok alanda zorlayan pandemi dönemi işitme kayıplı bireyleri de olumsuz etkilemiştir. Özellikle maske kullanımı ile birlikte dudak okumanın ortadan kalkması ve görsel ipuçlarına erişimin azalması iletişimde zorluklar meydana getirmiştir. Çok hafif-hafif derecede işitme kaybı olan ya da bu durumun farkında olmayan, işitme cihazı kullanmayan grup maske kullanımı nedeniyle konuşmayı anlamada daha da zorlanmaya başlamıştır. Pandemi döneminin getirdiği bir diğer zorluk hastane kontrollerine, cihaz ayarlarına erişimin azalması olmuştur." 




Bu haber 3.3.2021 09:26:29 tarihinde eklenmiştir.





Emine Yolal Emine Yolal tarafından hazırlanmıştır.


Haber Kaynağı : Özel Haber

Okuyucu Yorumları

Haber Gezintisi

  • Kovid-19'un oluşturduğu stres vertigo vakalarını artırdı

  • Ramazanda diş sağlığı için asitli içeceklerin sınırlandırılması önerildi

  • Yüksek Risk Grubundaki Diyabet Hastalarına Oruç Uyarısı

  • Sahursuz Oruç Tutmak Bağışıklık Sistemini Savunmasız Bırakabilir

  • Kalp Hastaları Oruç Tutma Kararını Hekimiyle Birlikte Almalı

  • Her İki Kadından Birinin Gebeliği Ameliyatla Sonlanıyor

  • Koronavirüs Salgınında Dünyada son 24 saat

  • Fahrettin Koca Açıklamalarda Bulundu

  • AB Ülkelerine Johnson and Johnson Aşılarının Dağıtımı Başladı

  • Sosyal Medya Gençlerde Estetik Kaygıyı Artırıyor

  • Yemen'de Yaklaşık 11 Bin AIDS Hastasının Mücadelesi

  • Salgında Dünyada Son 24 Saat

  • Afrika'da Kovid-19 vakası sayısı 4 milyon 378 bini geçti

  • Devlet, kanser ilaçlarına geçen yıl 5,6 milyar lira kaynak aktardı

  • Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar

  • Parkinson erkeklerde daha sık görülüyor

  • Almanya'da Kovid-19 vakası sayısı 3 milyona yaklaştı

  • Johnson and Johnson Aşısının Pıhtılaşmaya Neden Olup Olmadığını Araştırıyor

Benzer Haberler