Sağlıkçı Penceresinden Hz Ali’nin Ölümü




Tarihi değiştiren önemli kişilerin ölüm sebeplerinin modern tıbbi yaklaşım ile değerlendirilmesi: Hz Ali’nin ölümü

1991 yılında İstanbul üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olduktan hemen sonra tıpta uzmanlık sınavını kazanarak Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında çalışmaya başladım. İstanbul Tıptaki öğrenciliğim sonrası Cerrahpaşa tıpta devam eden anestezi ve yoğun bakım doktorluğum ile bu meslekte an itibarı ile 36 yılım geçmiş oluyor. Meslek hayatımın son 16 yılı öğretim üyesi: doçent ve sonrasında profesör olarak geçti.  Ayrıca 11 yıldır adli tıp kurumunda ikinci görevli olarak çalışmaktayım.

Anestezi ve yoğun bakım mesleğimde ve adli tıptaki deneyimlerim ile ölümün her türlüsünü gördüm. Ayrıca adli tıpta incelediğim 1000’lerce dosya  ile de tıbbi komplikasyonların hayal edip edemeyeceğiniz her türlüsünü görme tecrübesi yaşadım.

Bu kadar tecrübe sonrası geçmişte hayatını kaybeden ünlü ve tanınmış kişilerin, kısıtlı yazılı-sözlü tarihi kaynaklar ama genellikle tıbbi tecrübem ile nasıl, neden öldüklerini, günümüzde yaşasaydı ne yapılabileceğini düşünmeye başladım. 

Bu iddialarım sadece mesleki tecrübem ile yaptığım yorumlardır. Doğru olabilir–olmayabilir: bu okuyucunun yorumuna kalmış bir şeydir. 

İlk örnek olarak İslamiyet ve dünya tarihini en önemli figürlerinden olan:  şahsen çok saygı duyup sevdiğim Hazreti Ali’nin ölümünü irdelemekle başlıyorum.

Hz. Ali; Sanıldığı gibi ikinci değil üçüncü müslüman olan kişidir. ilk müslüman Hz. Muhammed, ikincisi Hz. Hatice, üçüncüsü Hz. Ali'dir.

661 yılı 26 ocak tarihinde, namaz çıkışı harici olarak adlandıran gruba ait olan birinin keskin bir cisim ile saldırması sonrası Hz. Ali kafasından yaralanmıştır. Yarası aslında ölümcül bir yara değildir. 

Suikast ile Hz. Ali alnına bir pala ya da kılıç darbesi almıştır. Oluk oluk kan akmıştır. Sağlık sektöründekiler, acil çalışanları,  ya da kafadan yaralanmış kişiler bilir. kafa derisi yaralanmalarında çok kan akar. İlk kez göreni dehşete düşürecek kadar çok kan akar. Ama bu kanama asla insanı öldürmez. Peki nisbeten küçük bir yara ile Hz. Ali nasıl ölmüştür?

Burada biraz zihin cimnastiği yapalım. Hz. Ali’nin dönem itibarı ile siyasi en büyük rakibi muaviye’dir. Hz. Ali’nin ölümünden en büyük kazanç sağlayacak kişide muaviye’dir. 

Peki tarih kitaplarında yazan-yazmayan ama fısıltı gazetesi ile günümüze kadar gelen: muaviye’nin lakabı nedir?  İlginç bir lakabı vardır: zehirlerin ustası’!! "master of poisons”

Günümüzde de rakiplerini-düşmanlarını ekarte etmekte gizli servislerin en sık kullandığı araç zehirdir.

Ayrıca kaza ile ve diğer sebepler ile dünyada senede yeni 150.000 zehirlenme olgusu olduğu tahmin edilmektedir

Şahsi düşüncem muhtemel Hz. Ali’yi yaralayan palanın keskin ucuna sürülmüş bir zehir vardı.

Günümüz modern tıbbında zehirlenmeler ile gelen ya da zehirlenme şüphesi olanlara ne yapıyoruz?

Zehir ya da zehirlenmenin kesin sebebi çok az vakada belirlenebilir. Bu olguların eğer şanslı ise bazen antidotu yani zehirin etkisini yok eden, döndüren nötralize eden maddeyi de bilir ve veririz. Örneğin tarım ilacı zehirlenmelerinde basit bir atropin tedavisi ile hastanın hayatı kurtarılabilir. 

Ama her zaman etkenin belirlenmesinde o kadar şanslı olamayabiliriz ya da etkeni bulamayabiliriz. O zaman semptomatik –destek tedavisi yapılır. Hastanın solunum ve dolaşımı gerekirse cihazlar ile desteklenir. Böyle bir destek günlerce sürebilir. Bu esnada zehirin etkisini geçmesi umulur. Organ toksisitesine yol açan zehirlenmelerde ise etkilenen organın örnek: karaciğer- böbrek nakli bile gerekebilir.

Dönelim Hz. Ali örneğimize: Hz. Ali bu bulgular ile günümüzde acil veya yoğun bakım ünitesine gelseydi muhtemel semptomatik tedavi ile hayatını kurtarabilecektik.

Orta çağda yaşamanın en büyük cilvesi buydu. Modern tıbbi yaklaşım-bilgi, her hangi bir tıbbi cihaz veya en basitinden doğru düzgün bir antibiyotik, ya da ağrı kesici bile olmayan bir toplumda yaşıyorsun. Bu toplumda 70 yaşına gelmek aslında tıbbi-ilahi bir mucize kabul edilebilir.

O nedenle modern tıp ve teknolojinin bize sağladığı imkanlara ne kadar şükretsek azdır. 

Sağlıklı günler dileklerimle...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları