Yozlaşmaya Dur Demek İçin İzin mi İsteyelim?




Ben Sözümden Dönmem! 

Bir gün Hoca ile komşusu bahçede oturuyor ve sohbet ediyorlarmış.

Komşusu Hoca’ya sormuş:

– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?

Nasreddin Hoca derin derin düşünmüş ve ak sakallarını sıvazlayarak:

– Kırk yaşındayım.

Komşusu şaşkın bir şekilde hemen itiraz etmiş:

– Nasıl olur bu Hoca Efendi, 10 yıl önce de sorduğumda aynı cevabı vermiştin, demiş.

Hoca sakince gülümsemiş ve:

– Komşu Efendi ben sözümün eriyim. Sözümden dönmek bana yakışmaz. On yıl sonra da sorsan aynı cevabı vereceğim, demiş.

...............

Yozlaşma  deyince hemen savunmaya başlar birileri .

Ne yani! 

Gelişmeyelim mi?

Batıyı hiç örnek almayalım mı?

Hocanın yaptığı gibi yapıp 40 yaşımızda sabit mi kalalım?

........

Devam eden tepkiler ve sorular silsilesi...

Tabikide derdim bu değil alınması gerekeni alıp özden kopmamak. 

Ancak kendini alt yada zayıf kültür kabul edenler sadece taklit ederler. Taklit kısmı da Çin modeli icad üzere bir taklit değildir. Genelde; dil, kılık- kıyafet, müzik,yemek- içmek....vb

Bu taklitçi anlayış ise sadece ama sadece yozlaşmayı getirir.

İşin en can sıkıcı tarafı ise yozlaşma kavramını özümseyerek bir şey başardığını zanneden nicel açıdan büyük bu grubun özgürlük ve modernite saçmalığı ile diğer kesimi yok sayması , baskılanması, ezmesidir.! Devlet dediğimiz kurumsal yapının nitel yetersizliği çok olan nicel  üstünlüğü yakalamış bu güruhun adeta arkasında durması ayrı bir handikap.

Örneğin; 

  1. Kılık kıyafette özgürlük  nedir? Hem erkek hem kadın için. Ben sokak ta yürürken rahatsız etmemek için uğraşacağım ancak benim rahatsız olmamam için ne yapmam gerekecek. Çığrından çıkarılmış kıyafet düzeni özgürlük mü?
  2. Sosyal medyada özgürlük nedir. YouTuber, fenomen..vb içi boş kavramlara kurban edilen çocuklarımızın hakkını kim koruyacak?
  3. Sinema, tiyatro, dizi filim ve show  proğramlarında  özgürlük nedir? Bu çalışmalar ile, şiddet, cinsel saplantı, zengin olma hırsı... vb olumsuzluklara  kurban edilen çocukların haklarını kim koruyacak?
  4. Cinsel sapkınlık özgürlük mü? Taksim'de polise karşı elele tutuşup ben kendi ülkemde rahat yürüyemiyorum söylemi mi özgürlük? Parkta sarmaş dolaş iki kadının kendilerine kızan adama seni polise şikayet edeceğim gerici demeleri mi özgürlük? Eşim tüm vaktini işe ayırıyor bu boşanma sebebidir sözü mü özgürlük? Sen kadınsın ben erkek ister döver ister severim sözü mü özgürlük? Boşandığı yada boşanma sürecinde olduğu kadını neden öldürdün sözüne, ölene kadar benim namusumdur  diyen  namussuzun sözü mü  özgürlük.?
  5. Kadin yada erkek bedenini öne çıkaran giyim mağazaları, araba fuarları, reklam ajansları; bunlar hangi özgürlüğü kullanıyor

Birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerinin özgürlüğü biter anlayışı mı esas kabul edilecek; yoksa  medya  gücü ile baskıyı elinde tutanların sınırsız özgürlük dediği düzen mi esas alınacak? (Hayvansal dürtü tatmini,idin hakim olma hali) 

YOZLAŞMA NEDİR? 

Toplum içerisinde değer karmaşası oluşması ve zamanla faydacılığın her şeyin önüne geçmesi de etik kurallarının uygulanmasını etkiler. Bu durumu kısaca toplumsal yozlaşma olarak adlandırıyoruz...

Bireyin ya da toplumun öz değerlerini unutup başka ülkelere ait değerleri benimsemesine yozlaşma denir. Yozlaşma, toplumsal düzenin aksamasına ve bireylerin hem kendilerine hem de içinde yaşadıkları topluma karşı yabancılaşmasına neden olur. 

Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek. Manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmek. Sosyal yapının bozulması.”

Yozlaşma, kültürel ve toplumsal olarak dönüşmek demektir. Bu dönüşümün en temel özelliği tamamen olumsuz olması ve taklide dayanmasıdır. 

 Yozlaşma Örnekleri: 

  1. Birinin konuşurken sık sık yabancı  kelimeler kullanması. (Yurt dışında büyümüş bireyleri tenzih ederim)
  2. Pragmatist anlayışın öne çıkması, toplumu esir alması. Paylaşmak ve yardımlaşmak gibi değerlerin yerini çıkarcılığa ve egoizme bırakması.
  3. Toplumsal duyarsızlık. Yolda şiddete maruz kalan birinin izlenilmesi, komşusunun gasp edildiğini gördüğü halde kapısını kapatması... "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" söylemini esas alanların çoğalması...

"Tamamen yozlaşmış bir kültürün içinde tarihi kimlik şuuru için çaba beyhudedir." 

İrdelemeden  bozmak için çıkarılan yayınlar okuyanlar, bilmeden ve ister istemez, yozlaşmanın aracı durumuna düşmüş oluyorlar. Yozlaşmayı gözlemleyemedikleri ölçüde, toplumdaki yozlaşmadan sorumlu olanlara destek veren duruma düşmüş oluyorlar.

 YOZLAŞMAYA SESİZ KALIRSAN AŞAĞIDAKİ SUCLARA ORTAKSIN.! 

  • işverenin bile bile ihmali sonucu yaşanan ve “iş kazası” denerek geçiştirilen ölümlere,
  • Hiç acımadan arkadaşını, karısını, doktorunu, çocuğunu öldürenlere,
  • Siyasi parti binalarından bürokratik makamlara, işyerlerinden ibadethanelere, çeşitli kurslardan okullara kadar yaşanan cinsel saldırılara.... 

Yani ortak olursun.

Suça Ortak Olma Şikayet Et.! 

Hakiminden savcılığına,  rektörlüğüne, akademisyenliğine, öğretmenliğine, valiliğine, hekimliğine, subaylığına, bürokratlığına, siyasetçiliğine, yazarlığına, sendikacılığına, … dolayısıyla mesleğine ve insanlığına yabancılaşmış kişilerden haberdar olduğundan şikayetçi ol.! Rüşvete, iltimasa, tarafgirlik anarşisine, fanatizme "DUR DE!"    

 NE OLDU BİZE? 

“İçinde  para olan cüzdanı bulan şoför parayı sahibine verdi” gibi, tek tük çıkan insancıl öğeler taşıyan haberler, teselli ikramiyesi oldu bize...

 YOZLAŞMA ÇEŞİTLERİ: 

  1. Kültürel yozlaşma, 
  2. Politik yozlaşma, 
  3. Yönetsel yozlaşma (Adam Kayırmacılık: Nepotizm ve Kronizm, Siyasal Kayırmacılık (Yandaşlık, Partizanlık) ve Patronaj,  Hizmet Kayırmacılığı, Gönül Yapma (Suvasyon) gibi.)
  4. Bilimsel yozlaşma vb. türleri vardır.

Düşünebilmek için çabalayıp , düşünen insanlara vesile olacağız ve hep birlikte düşüne bilen şehirler inşa edeceğiz inşallah..

Hayırlı bayramlar, sevgiyle ....


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları