EGO-ENE




ÜSTÜNLÜK KOMPLEKSİ

“Ben/Biz” ve “Öteki/Başkaları”…

Sanayi Devrimi ile birlikte rekabet yaşamın kaçınılmaz gerçeği haline dönüştü.

Kazanmak, öne çıkmak, kazandığı oranda değer görmek... İnsanlığın esaret prangaları oldu.

Sayısız 'OTHELLO' var artık bizimle yaşayan. Ve maalesef bunun sebebi sadece ama sadece bizleriz. Başarmak için, kazanmak için görmezden gelmek.

Bilirsiniz Shakespeare’in Othellosunu. Oyunun birinci perdenin üçüncü sahnesinde;

Desdemona’nın babası Brabantio kızının Othello tarafından kaçırıldığını düşünerek Dük’e şikâyete gider. Bunun üzerine ise Dük kahraman Othello’ ya bu yaptığından ötürü ceza verilmemesini aksine bu durumun hoş görülmesini çünkü Osmanlı İmparatorluğu ile yapılacak olan deniz savaşında Othello’ ya ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Dük, bunu Othello’ ya da ifade eder:

"Yiğit Othello, sizi hemen baş düşman Osmanlılara karşı kullanmamız lâzım geliyor.” der.

Mutsuz bireylerden ibaret bir toplumsal düzen. Mutluluk gibi kutsal bir değer dahi madde ile özdeş bir hal alınca temel ölçüt başarmak ve kazanmak oldu. Kazan yeter ki kazan.! Nasıl kazandığın önemi yok. Yeter ki kazan.! 

Çamur at,yalan söyle, kandır, dolandır,çal...ne yaparsan yap yeterki kazan.! 

Kazanma hırsı farklı hallerde kendini kamufle eder. 

Bu, kimi zaman aşırı derecede kıskançlıkla, kimi zaman öfke ile kimi zaman abartılı hareketlerle, kimi zaman da aşağılık kompleksini yenmek ve bunu dış dünyaya belli etmemek kaygısı ile meydana getirilen üstünlük kompleksi ile kendini belli eder.

Üstün Olmak İçin Kazan

Çalıştırdığın emekçinin maaşını ödeme ama lüks arabaya bin. 

Tez çalışman çalıntı olsun.

Siyasi rakibinin özel yaşantısını öne ser.

Birini bul ve hak etmesen de atan.

Fay hatlarının olduğu alana mimari izin ver.

...

Çünkü kazanman gerekiyor.

Neden? Üstünlük yarışını 1.lik ile bitirmen için.

Hal böyle olunca manasız egolu adamlar türedi ve anlamsız bir üstünlük savaşı. 

Sürekli ben kavramını öne çıkaracak Mecnun,Kerem veya Ferahtımız olmasa da, Pamuk Prenses masalındaki kötü kalpli ve kibirli kraliçe gibi her gün ‘Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha iyisi bu dünyada!’ diyerek güne başlamasak da, Miroğlu, Alemdar, Çakırbeyli... Soyadımız olmasa da gündelik yaşamın içinde daima bir adım önde olmanın ya da kimsenin başaramadığını başarmanın bizi yaşamda ileriye taşıyacak, diğer insanlar tarafından sevilmemizi ve kabul görmemizi sağlayacak en önemli şey olduğu konusunda yerleşmiş bir inanca sahibiz. 

Üstün ol.!

Üstün ol.!

41 kere üstün ol.! 

Nasıl? 

Neden?

Ne zaman? Gibi soruların cevabı olmadan tek bir söylem "üstün ol".

Ego dengesi bozuk insanlar ile aynı ortamı yaşamak zorunda kalmak işte bundan kaynaklıdır. 

Psikolojisi bozuk sosyal medya fenomenleri, her şeyi ya sadece iyi ya da sadece kötü gösterme çabasında olan haber kanalları, kadını ve aileyi aşağılayan kadın oyuncular, silâhı ve mafyayı hoş gösteren filim senaristleri... vb bütün rahatsızlıkların, bütün duygusal eksikliklerin temel sebebi nedir biliyor musunuz?

Üstün ol.!

"Vur, kır, parçala bu maçı kazan."

Başka bir insanın sahip olduğundan daha fazlasına sahip olmak, yaptığı şeylerden daha iyisini yapmak, ondan daha güçlü ve daha yeterli olmak egomuzun ihtiyaçlarının karşılanması için ‘çok az olmak koşuluyla’ gerekli ve rekabet duygusu bu konuda en büyük destekçimiz. Aşırı bir hal almadığı sürece ölçülü bir 'ego' olmalıdır ve olması gerekiyor. Sürekli üstün gelme çabası ruhu daraltır. Aşırı bir ego tatmini savaşı duygusal yoksunluğu pekiştirir. Gözünü kırpmadan adam öldürmek, her yolu mubah görerek rakiplerini elemeye çalışmak gibi olumsuz haller hangi psikolojik saik ile yapılıyor sorusunun cevabı duygusal yoksunluk değildir de nedir?

Sürekli bir üstünlük savaşınızın diğer insanların önüne geçme çabanızın ve rekabet duygusunun kontrol edilememesinin ‘üstünlük kompleksi’ne dönüşebileceğinin farkında mısınız? 

Farkında olsaydık daha hoş bir dünya olurdu diyorsunuz. 

Haklısınız. Ben yine de iyi niyetli bakmaya çalışıyorum. Kendim ile boğuşmak zorunda kalışlarım çoğu zaman bundan kaynaklanıyor. Yok ya diyorum. Toplum bütün bunların farkında???

Üstünlük Kompleksi Nedir? 

Üstünlük kompleksi, genelde kendisiyle ilgili yetersizlik algısı olan kişilerde, bu yetersizliğin diğer insanlar tarafından fark edilmemesi için geliştirilen bir savunma mekanizması olarak biliniyor. Üstünlük kompleksi geliştirmiş olan kişiler çevrelerindeki diğer insanları kendi gelişimlerini ve ilerlemelerini engelleyecek bir tehdit olarak algıladıkları için, bu algılanan tehditle ancak kendilerini üstün gibi göstererek baş edebileceklerine inanıyorlar.

Üstünlük kompleksi genelde abartılmış özgüven ve şişirilmiş benlik algısıyla kendini gösteriyor. Üstünlük kompleksi olan kişilerin kendileriyle ilgili bu çarpıtılmış benlik algıları, çevrelerindeki diğer insanlara karşı küçümseyici ve alaycı bir tavırla yaklaşmalarına neden olabiliyor.

Alfred Adler; üstünlük kompleksini:

Düşük benlik saygısını ve yetersizlik hissini gizlemenin bir yolu olarak tanımlanıyor ve kavramsallaştırılıyor. Adler, üstünlük kompleksini güvensizlik, utanç ve yetersizlik duyguları etrafında şekillenen bir savunma mekanizması olarak tanımlıyor. Utanç ve yetersizlik gibi duygular çok zorlayıcı ve rahatsız edici duygular oldukları için, bu duygularla başa çıkmakta zorlanan kişiler tüm içsel kaynaklarını (davranış ve tutumlar) bu duyguları diğer insanlardan gizlemek, kendi içlerinde inkar etmek ve kaçınmak için kullanma eğiliminde oluyorlar. 

Üstünlük kompleksi geliştiren kişiler, olmak istedikleri kişiyle gerçekte oldukları kişi arasında ayrım yapamayacak kadar çarpıtılmış benlik algılarıyla, diğerlerinden daha iyiymiş gibi davranmanın yanı sıra bunun doğru olduğuna da yürekten inanıyorlar.

Dolu başak ve boş başak misali.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları