Aile Hekimliğinde Bir Garip Maaş Kesintisi!




Aile hekimliği, Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel taşlarından biridir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, koruyucu sağlık hizmetlerinden teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlere kadar geniş bir yelpazede görev yapar. Ancak, son yıllarda yürürlüğe giren düzenlemeler, zaten geçim sıkıntısı çeken sağlık personellerini her anlamda zorluyor. Son dönemde “gelmeyen hasta” kesintileri, aile hekimliği çalışanlarının hem maddi hem de manevi olarak ciddi sorunlarla karşılaşmasına yol açıyor. 

Sağlık Bakanlığı, düzenli sağlık kontrollerini teşvik ederek kronik hastalıkların erken teşhisini sağlamak ve sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak amacıyla Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde değişikliğe gitti. 1 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren bir düzenlemeyle, aile hekimlerinin maaşlarının hesaplanmasında önemli bir değişiklik yaparak, bir aile hekimine kayıtlı olan ancak belirli  bir süre boyunca (başlangıçta 6 ay, 10.07.2025 tarihindeki düzenlemeyle 1 yıl) Aile Sağlığı Merkezine (ASM) başvurmayan hastalar için Aile Sağlığı çalışanının maaşından kesinti yapma kararı aldı. Bu kesinti, hastanın muayeneye gelmemesi durumunda ödenen katsayının yarısının esas alınmasıyla uygulanıyor. Örneğin, 3.500 kayıtlı hastası olan bir aile hekiminin 1.000 hastası son altı ay içinde ASM’ye gelmezse, bu sağlık çalışanının aylık gelirinde yaklaşık 8.000-10.000 TL’lik bir kayıp yaşatabiliyor.

Aile Hekimliği çalışanları, bu düzenlemenin adil olmadığını ve kendi kontrolleri dışında gelişen bir durumdan dolayı cezalandırılmamaları gerektiğini ifade ediyorlar. Sağlıklı bir kişi yılda iki kez aile hekimine başvurmak zorunda değil. Yada kişinin sağlık hakkından yararlanmak istemesi kadar o haktan feragat etmek istemesi de doğal hakkıdır. Kimse kimseyi zorla sağlık kuruluşuna götüremez.

Cemaati, camiye gelmeyen imamlardan maaş kesintisi yapılamayacağı, Dava gelmeyen hâkimden maaş kesintisi olmayacağı, ya da okula gelmeyen öğrencilerden öğretmenler sorumlu tutularak maaşlarında kesinti yapılamayacağı gibi gelmeyen hastadan da sağlık personeli sorumlu tutulmamalıdır.  

Gelmeyen hasta maaş kesintileri, yalnızca hekimlerin, sağlık çalışanlarının gelirlerini değil, aynı zamanda sağlık sisteminin genel işleyişini de etkiliyor. Hekimlerin gelir kaygısı nedeniyle daha fazla hasta muayene etmeye zorlanması, polikliniklerdeki yoğunluğu artırabilir ve hizmet kalitesini düşürebilir. Ayrıca, hastaların gereksiz yere ASM’lere yönlendirilmesi hem hasta memnuniyetini azaltabilir hem de sağlık sistemine ek yük getirebilir.

Bunun yanı sıra, kesinti uygulamasının hasta-hekim ilişkisini zedeleme potansiyeli de bulunuyor. Hekimlerin, gelirlerini korumak için hastaları gereksiz yere muayeneye çağırması, etik sorunlara yol açabilir ve hastaların aile hekimlerine olan güvenini sarsabilir.

Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde yapılan “gelmeyen hasta” kesintisi düzenlemesi, aile hekimliği çalışanlarının gelirlerinde ciddi kayıplara yol açmış ve sağlık sisteminde tartışmalara neden olmuştur. Sürenin 6 aydan 12 aya uzatılması, sağlık çalışanlarına bir miktar rahatlama sağlasa da, sorunun kökenine yönelik kalıcı bir çözüm sunmamaktadır. Aile hekimlerinin ve sağlık çalışanlarının motivasyonunu artırmak, hizmet kalitesini yükseltmek ve hasta-hekim güvenini korumak için bu uygulamanın tamamen kaldırılması ve daha adil bir ödeme sistemine geçilmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın, sahadaki sağlık çalışanlarının ve meslek örgütlerinin görüşlerini dikkate alarak daha kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği için kritik önem taşımaktadır.

Peki ne yapılmalı?

  • Gelmeyen hasta kesintilerinin tamamen kaldırılması ve ödemelerin hasta sayısına değil, verilen hizmetin niteliğine dayandırılmasını gerekmektedir. 
  • Performans temelli teşvik sisteminin, hizmetin niceliğine değil niteliğine odaklanması gerekir.
  • Aile Sağlığı Merkezleri’nde diyabet hemşiresi, diyetisyen gibi sağlık profesyonellerinin görevlendirilmesi, hekimlerin ve aile sağlığı personelinin iş yükünü azaltabilir ve hizmet kalitesini artırabilir.
  • Düzenli sağlık kontrollerinin önemine dair halkı bilinçlendirmek amacıyla kamu spotu hazırlanarak Aile Hekimliği çalışanlarına kesinti baskısı olmadan hastaların kendi istekleriyle ASM’lere başvurmasını sağlanabilir.
  • Hekimlerin gelirlerinin, hasta sayısı gibi kontrol edilemeyen faktörlere değil, koruyucu sağlık hizmetleri, taramalar ve izlemler gibi ölçülebilir başarı kriterlerine dayandırılması gerekmektedir.

Selam ve Saygılarımla…


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 18.7.2025 19:52:12 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.