HYP: Aile Hekimliği Sisteminin Aylık İmtihanı




Hastalık Yönetim Platformu (HYP) Türkiye’de Aile Hekimliği sisteminde kronik hastalıkların takibi ve yönetimini kolaylaştırmak amacıyla 1 Ocak 2021’de Sağlık Bakanlığı tarafından hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları, kanser taramaları ve yaşlı izlemi gibi alanlarda standart bir takip sistemi oluşturmak için tasarlandı. 

HYP, kronik hastalıkların erken teşhisini ve düzenli takibini sağlayarak halkın yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Sistem, aile hekimlerinin hastalarını kardiyovasküler risk değerlendirmesi, diyabet, hipertansiyon, obezite ve kanser taramaları gibi konularda izlemesini ve bu verileri elektronik ortamda kaydetmesini zorunlu kılıyor. 1 Temmuz 2021 itibarıyla tüm aile sağlığı merkezlerinde uygulamaya konulan HYP uygulama sistemi, hekimlerin tedavi planlarını ve önerilerini sisteme girmesini, hastaları uzmanlara ya da diyetisyen/fizyoterapist gibi diğer sağlık çalışanlarına yönlendirmesini kolaylaştırmayı amaçladığı gibi hemşireler de hasta kayıtlarının platforma girilmesini, tarama ve izlem süreçlerinin koordine edilmesini, hastaların yönlendirilmesi ve veri doğruluğunun sağlanması gibi görevleri üstleniyorlar. Ayrıca, performans ekranları aracılığıyla hekimlerin tarama ve izlem hedeflerini takip etmelerini de sağlanıyor.

HYP, kronik hastalıkların yönetiminde önemli bir potansiyele sahip olsa da, mevcut haliyle aile hekimleri ve sağlık çalışanları üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Teknik sorunlar, aşırı iş yükü, hasta uyumsuzluğu ve performans baskısı, sistemin etkinliğini doğal olarak sorgulanır hale getiriyor. HYP’ye veri girişi, bir hasta için 30-45 dakika sürebiliyor. Ortalama bir ASM’de 2500-3500 hasta nüfusuyla çalışan hemşireler, bu yoğun veri girişi sürecini mevcut iş yükleriyle birleştirmekte zorlanıyor. Hasta bakımı, aşı uygulamaları ve diğer rutin görevlerle meşgulken HYP, adeta ikinci bir tam zamanlı iş yükü getiriyor. Randevu sistemi olmaması, hemşirelerin hasta akışını yönetmesini zorlaştırıyor ve veri girişi için yeterli zaman bırakmıyor. HYP’nin getirdiği iş yükü, teknik aksaklıklar ve performans baskısı, hekimlerin ve hemşirelerin mesleki motivasyonunu ve hasta bakım kalitesini olumsuz etkiliyor.

HYP, hastaların düzenli olarak tarama ve izlem için aile sağlığı merkezlerine gelmesini veya yönlendirildikleri uzmanlara gitmesini gerektiriyor. Ancak, Türkiye’deki sosyo-ekonomik ve kültürel koşullar, bu sistemin sorunsuz işleyişini engelliyor. Hastaların sevk edildikleri 5-6 farklı birime gitmemesi durumunda izlem tamamlanamıyor ve sağlık çalışanları, yüzde 40’lık performans hedefini tutturamıyor. Bu da maaş kesintilerine yol açabiliyor.

30 Haziran 2021’de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği ile HYP, aile hekimlerinin performans değerlendirmesine bağlandı. Hedeflenen tarama ve izlem oranlarına ulaşılamaması durumunda hekimlerin gelirlerinde kesintiler yaşanıyor. Örneğin, bir aile hekimliği biriminde hekim HYP kriterlerini yerine getirse bile, hasta uyumsuzluğu nedeniyle birim çalışanlarının maaşlarında %10-20’ye varan kesintiler olabiliyor ya da hasta diyetisyene gitmezse veya kanser taramasını yaptırmazsa, bu durumda da hemşirenin performans notuna yansıyor ve yine %10-20’ye varan kesintiler yapılıyor. 

HYP, bir yandan hastaların uzmanlara sevkini zorunlu kılarken, diğer yandan fazla sevk yapan hekimlerin gelirinden kesinti yapıyor. Bu durum, hastalarla hekimleri karşı karşıya getirebiliyor ve hasta memnuniyetini olumsuz etkiliyor.

Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı, HYP’nin kronik hastalıkların erken teşhisini ve yönetimini kolaylaştırarak sağlık sistemine katkı sağladığını savunuyor. Bakanlık yetkilileri, 27 günde 8 milyon izlem yapıldığını ve hekimlerin maaşlarında ortalama 30 bin TL artış olduğunu iddia ediyor. Ancak, hekimler ve sağlık çalışanları bu rakamların gerçekçi olmadığını ve sahadaki sorunların görmezden gelindiğini belirtiyorlar. Bakanlık, eleştirilere yanıt olarak 2025’te yönetmelikte bazı düzenlemeler yaptı, ancak sağlık çalışanları bu değişikliklerin yetersiz olduğunu ve sorunları çözmediğini düşünüyorlar.

Peki ne yapılmalı?

  • Hekim başına düşen hasta sayısının 1.500-2.000’e düşürülmesi ve aynı oranda iş yükünün azaltılması gerekmektedir.
  • Yeni sistemlerin uygulanmadan önce hekimlere ve sağlık çalışanlarına eğitim verilerek konuyla ilgili adaptasyon sürelerinin uzatılması gerekiyor.
  • HYP’nin AHBS ile tam entegrasyonu sağlanması ve teknik sorunların bir an önce çözülmesi gerekiyor.
  • Hasta uyumuna bağlı olmayan performans kriterleri kaldırılması ve maaş kesintileri önlenmesi gerekiyor.
  • Sivil Toplum örgütleri ve sendikalarla işbirliği yapılarak, Türkiye’nin koşullarına uygun bir sistemin geliştirilmesi gerekiyor.

Sonuç olarak,

Aile hekimliği sisteminde çalışan hekimde sağlık çalışanı da iş yapmaktan yüksünmüyor. Ancak her şey için bahane bulunarak kesinti yapılması sağlık çalışanlarını değersizleştiriyor, moralini bozuyor mesleki tükenmişliğini arttırıyor ve yaptıkları işe, emeklerine saygı duyulmadığını düşündürtüyor. 

Kısacası Aile hekimliği sistemi mayınlı tarla gibi! Onu yaparsan maaşından kesinti yapılıyor, bunu yapmazsan da maaşından kesinti yapılıyor. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor.

Selam ve Saygılarımla…

 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 7.8.2025 02:58:52 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.