Türkiye’de sağlık sistemi uzun zamandır kronik sorunlarla boğuşuyor. Randevu bulamayan hastalar, yetersiz denetimler, şiddete maruz kalan hekimler… Fakat şimdi bu sorunların yanına bir de akıl almaz bir gerçek eklendi: Sağlıkta çeteleşme.
Daha düne kadar kulağa bir şehir efsanesi gibi gelen “Yenidoğan Çetesi” ortaya çıkmıştı. Henüz bu skandalın şoku atlatılamamışken, şimdi de doktorların e-imzalarını kopyalayarak uyuşturucu ilaç yazan bir başka çete deşifre edildi. Bu, sadece birkaç suçlunun işi değil; bu, sistemin göz göre göre bıraktığı koskoca bir güvenlik açığının kanıtı.
Bugün e-imzalar çalınıyor, yarın anjiyo, MR, stent veya protez üzerinden milyonlarca liralık vurgunlar yapılırsa şaşırmamak gerekir. Çünkü sistemin her köşesinde açıklar, zaaflar ve denetimsizlik var. Poliklinik sırasını bile karaborsaya çevirecek fırsatçılar türemesi an meselesi.
Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlar, bu tablo karşısında sürekli “soruşturma başlatıldı” açıklamalarıyla yetiniyor. Ancak toplum artık biliyor ki, bu soruşturmaların büyük kısmı ya sonuçsuz kalıyor ya da “üstü örtülüyor.” Asıl ihtiyaç, göstermelik açıklamalar değil; köklü ve acil düzenlemeler.
Eğer sağlık sistemi bu şekilde başıboş bırakılırsa, birkaç yıl içinde sadece doktorların değil, hastaların da canı yanacak. Çünkü sahte reçetelerle alınan ilaçlar yasa dışı yollara düşerken, gerçek hastalar ilaca ulaşmakta daha da zorlanacak. Çünkü çeteler kök saldığında, sağlık bir kamu hizmeti olmaktan çıkıp kara borsanın eline bırakılacak.
Bugün sessiz kalınırsa, yarın sağlık sistemine güven tamamen çöker. O yüzden mesele sadece birkaç çetenin çökertilmesi değil; sistemin çürümüş damarlarının onarılmasıdır. Aksi halde “Yenidoğan Çetesi” sadece başlangıç olacak. Sırada “Anjio çetesi, MR çetesi, stent çetesi, protez çetesi” var.
Eğer buna seyirci kalırsak, kaybeden herkes olacak: hem hekimler, hem hastalar, hem de Türkiye’nin geleceği !!!
Bu makale 25.8.2025 10:14:21 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.