Ulaşım konusu tüm zamanların en önemli sorunlarından biridir. İnsanların bir yerden başka bir yere taşınması şeklinde ifade edilemeyecek kadar kapsamı geniş, etki sahası büyük ve onlarca parametre ile iç içe olan bir olgudur.
Ulaşımı, birçok kategoriye ayırmak mümkündür. Ancak bir afet yöneticisi kimliğiyle ikiye ayırmaktayım. Birincisi, afet olmadan önceki ulaşım; ikincisi, afet olduktan sonraki ulaşım. Afet sonrası ulaşım, afetlerden önce alınan veya alınmayan tedbirlerle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle iyi bir risk yönetimi ve hazırlık çalışmaları yapılmışsa, afet sonrası ulaşımdan bahsedebiliriz. Aksi durum kaostur, felakettir, yardımların ulaşmamasıdır.
Ulaşımla ilgili yapılan tüm planların, alınan bütün kararların, bir gün bir afetin olacağı, yolların kapanacağı, enkaz yığınları altında kalmış bir şehre dışarıdan ulaşılmaya çalışılacağı, yıkılan apartmanların altında kalan insanların “bizi kurtarın” çığlıklarına koşmak için ekiplerin çaba harcayacakları göz önünde bulundurularak tartışılması gerekmektedir.
Bu kısa ve genellikle ihmal edilen notlardan sonra İstanbul özelinde genele de ışık tutacak bilgilendirmelerde bulunalım.
Devletin 2053 İstanbul Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı 3 hedef üzerine kurulu (1):
Petrole dayalı lastikli taşıma sistemi yerine tren, metro, tramvay tercih edilmesi son derece önemli ve gereklidir. Karayolu taşıtlarından arındırılmış bir şehirde insanların huzuru ve güvenliği de o kadar çok olur. Son teknolojik sistemlerle desteklenen ve yönetilen trafik sisteminde enerji kaybı minimuma ineceği gibi, insanlar daha güvenli ve hızlı biçimde taşınırlar.
İstanbul 5.313 km² ve 20 milyona yaklaşan nüfusu ile dünyanın hatırı sayılır “sorunlu” şehirleri arasına çoktan girmiştir.
5 milyon 899 bin 555 tane karayolu aracı var bu kentte. Bunun 3 milyon 853 bin 349’u otomobil.
Günlük toplam yolculuk sayısı 30 milyon civarında. Bu miktarda araç, insan ve trafik hareketliliğinden söz edilen bir yerde sadece genel tedbirlerin yetmeyeceği, şehre özel strateji ve taktiklerin geliştirilmesi gerektiği ortadadır.
İstanbul’da toplam raylı sistem 328,7 km gözükmektedir. (217,35 km İBB, 110,60 TCDD, 0,75km diğer)
2050 yılına kadar planlama 739,46 km olacağı yönündedir (2). Bu hedef ulaşıma yönelik talep göz önünde alındığında, 2050 yılı uzak hedef olup 739,46 km çok yetersiz kalacaktır. En fazla 2035 itibarıyla 750 km'nin üzerinde raylı sistem ulaşıma erişilmelidir.
İstanbul’da toplu taşımanın payı 2024’te %27-30 civarında olup planlamada %40 çıkarılma hedefi olduğu söylenmektedir (3). Bu da İstanbul’un genel gidişatına bakılırsa küçük bir hedef olarak kalacaktır. İstanbul’da kısa vadede bu oran %40, orta vadede %65, uzun vadede %80 olmalıdır. En azından ufuk bu şekilde çizilmeli, yatırımlarda öncelikler buna göre belirlenmelidir.
İnsan ömrü ve günlük zaman değerlidir. 2024 yılında İstanbul’da trafikte geçen zaman kaybı 105 saattir. Bu rakam New York’ta 102, Londra’da 101, Paris’te 97 saattir. Dikkat edilirse, İstanbul ortalama trafikteki zaman kaybı bakımından dünya şehirlerini geçmiş bulunmaktadır.
Türkiye genelinde taşımacılık firmalarının yaklaşık 1/5’i İstanbul merkezli faaliyet göstermektedir. İstanbul’da 100 binden fazla taşımacılık firmasının faaliyette olduğu belirtilmektedir. Bu firmalar 354 bin araçla her gün İstanbul trafiğine çıkmaktadırlar (4).
Günlük yaklaşık 7 milyon aracın trafiğe çıktığı bu şehirde 2 milyon civarı yaka geçişi olmaktadır. Yerel yönetim tarafından yapılan İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı (SUMP) bulunmaktadır (5). Bu planı toplumun her kesiminin bilmesi ve destek olması gerekmektedir. Ancak plana katkıların da yerel idare tarafından geniş yelpazede alınması lazımdır. Zira kamuoyunun bu plan hakkında hiçbir fikri yoktur.
Bu kadar trafik yükünün ve nüfus yoğunluğunun olduğu İstanbul’da elbette trafik kazaları boş durmamaktadır. Kolay mukayese olması bakımından 2023 ve 2024 karşılaştırmalarına bakmakta fayda vardır.
İstanbul’da polis bölgesinde 2023’te trafik kazası sayısı 207.988, 2024’te 238.421’dir. %14,63 artış bulunmaktadır.
Kaza sonrası dahil can kaybı 2023’te 4.776, 2024’te 5.43’tür. Artış oranı %5,6’dır.
Çok önemli bir veri de motosikletler için bulunmaktadır. Motosikletlerin 2023’te kazalar içindeki oranı %38,3 iken, bu rakam 2024 yılında %46,4’e yükselmiştir. %37,5 artış, çeşitli sebeplerden ötürü motosiklet ile ulaşımın şehirde hızlı bir artış içinde olduğunu göstermektedir. BU iyi midir, kötü müdür? Birçok açıdan tartışılması ve sonuçların üretilmesi gereken bir konudur.
Peki, trafik denetimleri ne durumdadır?
2023’te İstanbul’da 51.117.066 denetim yapılmışken, 2024’te 83.368.517 denetime çıkmıştır (6).
Görünen o dur ki, denetimler trafikten kaynaklı sorunları tek başına çözmeye yetmemektedir.
Diğer taraftan, ekonomik açıdan tercih edilen riskli bir ulaşım aracı olarak İstanbul’da sayısı 34 bine geçen scooterlar bulunmaktadır (7). Bunlar neredeyse her gün kazalara karışmaktadırlar.
Yazının başında afet sonrası ulaşımdan bahsetmiştim. Afet olmasa bile acil bir durumda, özellikle yangınlarda, kurtarıcı olan itfaiyenin yangınlara İstanbul’da varış süresi 2020’de 05:41 dk/sn iken, bu rakam 2024’te 06:46 dk/sn oldu. 2020’de İstanbul’da 100 bin kişiye düşen yangın sayısı 133,1 iken, 2024’te 158,9 oldu. Görüldüğü gibi, İstanbul’da bu açıdan olaylar artmakta, ancak varış süreleri uzamaktadır (8). Afet yöneticisinin bakışı ile hemen şunu belirtmek gerekir ki aradaki süre farkı yangın bakımından çok büyüktür. Bu aradaki fark, zaman içinde küçük bir yangın hayal bile edemeyeceğiniz boyutlara ulaşabilir. O halde İstanbul trafiğinin her geçen gün ağırlaştığı bir ortamda, trafiği rahatlatacak önlemleri yukarıdaki gibi çok yetersiz hedeflerle değil, itfaiye gerçeğini de göz önünde bulundurarak almak gerekmektedir.
2050 yılında hedef olarak 739,46 km’ye yükseltilecek bir raylı sistemin, itfaiye ve ambulansların, polislerin, daha da ileri gidelim, olası bir deprem sonrası ulaşım ihtiyacının ne kadarını karşılamaya yeterli olacağını tartışmak gerekmektedir. Buna dair bilimsel ve pratik verilerle çalışma yapılması, hedeflerin daha bilinçli ve amacına hizmet eder hale gelmesine yardımcı olacaktır.
İstanbul ve trafik konusunu değerlendirmek ve gereken iyileştirmeleri yapabilmek için multidisipliner yaklaşım, harika bir koordinasyon, büyük bir kararlılık ve sabır gerekmektedir. Çözüm vardır, doğru adım ve yöntemlerle İstanbul daha yaşanabilir bir şehir olacaktır. Bilimle, istişare ile, çok çalışarak.
Kaynaklar
Bu makale 17.3.2026 13:30:21 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.