Yıllardan beridir üzerinde durduğum, sosyal hizmet kavramının tam göbeğinde olduğunu söylediğim, gerek merkezi gerekse yerel yönetimlerin kanuni ve ahlaki görevlerinin başında gelen bir konu olan Yaşlı Bakımını gündeminize getirmek istiyorum.
Aranızda yaşlanmayacağını, elden ayaktan düşmeyeceğini söyleyen çıkmaz sanırım. Mevlamızın, yaşlanmaya fırsat kalmadan bir kalp krizi, felç veya benzer bir ani sebeple genç yaşta kendisine çağırmadığı tüm kulları bir şekilde yaş alıyor ve yaşlanıyor.
Gençlikte yerinde durmayan o eller ayaklar, damarlarda hızlı akan o kan artık yavaşlıyor ve adeta “beni rahatsız etmeyin” diyor. O eski heyecanlar, konserler, kalabalıklar arasında kendini gösterme yarışları, gezmeler tozmalar yerini inzivaya ve kafayı dinlemeye bırakıyor.
Biraz daha ilerledikçe günlük hayatının rutinleri olan yeme içme, lavaboya gitme, banyo yapma, tırnak kesme gibi işlerde de yavaşlamaya başlıyorsun. Hatta bir gün geliyor eğer biri yardım etmezse yerinden kalkmakta dahi zorlanmaya başlıyorsun. İşte burası Yaşlı Bakımı konusunun “aramıza hoş geldin” dediği sıfır noktası.
Artık kahvaltı yapman için birisi sana yardım etmeli, tuvalete gidebilmen için seni birisi yattığın yerden kaldırmalı, banyoda bir güvenli el yıkanmana yardımcı olmalı. Çok sıkıcı değil mi? Şimdi sağlıklı olduğunuz için “sıkıcı” diyorsunuz, hele o günlere gelin bakın sıkıcı mı yoksa tam bir ıstırap halimi?!!!! Yaşayanlar biliyor bunu.
Bir de yerinden hiç kalkamaz hale gelenler, engelli olanlar, felç geçirip yatalak olanlar var ki Allah onlara ve bakıcılarına yardım etsin. Çok ama çok zor bir durum.
Evet, YAŞLI BAKIMI. Hoşunuza gitmedi galiba. Ağzınızın tadı biraz da kaçtı sanki. O halde biraz daha kaçıracağım o tadı. Gerçeklerle yüzleşme vaktini geçtik çünkü.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2011 yılında Türkiye Aile Yapısı Araştırması (TAYA) yaptı. Bu araştırma sonuçlarına göre:
Türkiye’de tüm hanelerin % 6’sında bakıma muhtaç bir yaşlı olduğu ortaya çıktı. Ayrıca bakıma muhtaç bu yaşlılara kimlerin baktıkları ise ilginç verilerle dolu. % 31,6 gelini, % 27,3 eşi, % 22 oğlu, % 19 kızı, % 1,9 bakıcısı tarafından bakılıyor o tarih itibariyle.
Aynı araştırmanın 2016 verilerine göre ülkemizde tüm hanelerin % 14’ünde bakıma muhtaç olan bir yaşlı bulunuyor. Aradan geçen sadece beş senede % 6’dan % 14’e büyük bir yükseliş var. Bakıma muhtaç olan bu yaşlılara kimlerin baktığına gelince; % 28 gelini, % 18 eşi, % 14 oğlu, % 23 kızı, % 2 bakıcısı hizmet veriyor.
Açıkça yaşlılar arasında bakıma muhtaç olanların sayısının her geçen gün hızla arttığı görülüyor. Bakım verenlerin oranlarında da dalgalanmalar başlamış. 2016’dan sonra bir araştırmaya rastlayamadığım için onların verilerini sunamıyorum lakin bu verilerin üzerinden geçen on yıl ve geldiğimiz 2026 senesini hesaba katıp bir tahmin yaptığımızda bu konuda nasıl bir sıkıntı yaşandığını anlamak zor olmasa gerek.
Türkiye’de 2025 yılı itibariyle toplam 26 milyon 977 bin 795 hane bulunuyor. Bu arada ortalama 4 kişi olan hane sayımız da 2025’de 3,08’e düştü bilginiz olsun.
7 milyon 46 bin 560 hanede 65 yaş ve yukarı çağda yaşlımız mevcut. Her 4 haneden birinde yaşlı var demektir bu.
65 yaş ve yukarı toplam nüfusumuz ise 9 milyon 583 bin 59 kişi ile rekoru kırarak toplam nüfusun % 11,1’i oldu.
Bu ne demek biliyor musunuz? Uluslararası standartlara göre biz artık YAŞLI BİR TOPLUMUZ.
Buraya kadar harika geldik. Hiç sağa sola kıpırdamaya, ileri geri itirazlara meydan vermeyecek şekilde rakamlarla durumu gözler önüne serdik.
Bakınız, yukarıdaki veriler bize güzel ülkemizin tüm hanelerinde 3.776.891 tane BAKIMA MUHTAÇ YAŞLIMIZ olduğunu söylüyor. Bunlara büyük oranda gelinler, kızlar ve oğullar bakıyor.
Bunların yüzde kaçının yatağa tam bağımlı olduğunu bilmiyoruz ölçmek de çok zor.
Ancak tam da bu noktada ben 2022 yılında bir tahminde bulundum ve dedim ki: Türkiye’de en az 1 milyon tane yatağa tam bağımlı bakıma muhtaç yaşlımız var.
Size bunları neden yazıyorum ve neyi anlatacağım? Çok önemli bir şey söyleyeceğim.
Bizim geleneksel bakanlık politikamız ve yaşlılar arasında yapılan anketler gösteriyor ki, yaşlılarımız bakıma muhtaç hale geldiklerinde eşleri veya çocuklarının yanında kalmak istiyorlar çoğunlukla. Devlet de yaşlı bakımı ile ilgili hizmetlerini bu esasa göre yönlendiriyor.
İşte burada farklı düşünüyorum. Çünkü bakıma muhtaç yaşlı sayısı o kadar hızla artıyor ki, sahada kendi hayatının önemli bir bölümünü iptal edip adeta yaşlısına adayabilecek gelinlerin, kızların veya oğulların sayısı her geçen gün azalıyor. Bu yaşanan gerçeğe sırtımızı dönersek yaşlımızı sadece mağdur ederiz gelecekte. Devlet uzağı da tuzağı da görebilen bir oluşumdur, öyle olmalıdır.
Kurumsal Yaşlı Bakım konusunu geliştirmemiz, güçlendirmemiz ve daha güvenli hale getirmemiz gerekir diyorum. Bir şekilde yakınlarının bakamadığı, yaşlı bakım merkezlerine gelmiş olan yaşlıların durumlarını düşünün lütfen. Yakın gelecekte siz kabul etmeseniz de, arkanızı dönseniz de bunlar artarak gelmeye devam edecek.
Hiç düşündünüz mü, yaşlı bakım elemanı nasıl yetişiyor ülkemizde? Hizmet yeterlilikleri, sayıları yeterli mi?
Peki ya Yaşlı Bakım Merkezi sayımız ne durumda haberiniz var mı?
Bir gün buralara sizlerin de düşebileceğinizin farkında mısınız peki?
Ömrünüzün o en ıstıraplı, hem fiziki hem psikolojik açıdan acılı günlerinizde teninize dokunan elin şefkat dolu bir sıcaklığı ile karşılanmak istemez misiniz?
O halde HEM YEREL YÖNETİMLER HEM BAKANLIK mutlaka Yaşlı Bakım konusunda geleneksel varsayımını ve politikalarını gözden geçirmeli, onu muhafaza ederek YAKLAŞAN GÖKTAŞINI FARKETMELİ.
Bir gün ömrümüz olur da görürsek o günleri, yanımızda kalmazsa çoluk çocuğumuz veya eşimiz; uzanan bir merhamet dokunuşu ile ve güvenle huzur içinde gözlerimizi kapayacağımız ortamımız olmalı. Bu merkezler şu anda yok değil, ancak sayıca çok yetersiz.
Sosyal Hizmetin “feraset” yönünü şimdi göstermenin zamanıdır. Buna ihtiyaç duyan insanların her geçen gün arttığını ifade ediyor, tekrar ilgili, bilgili ve yetkililerin bu satırlara dikkatlerini istirham ediyorum.
Sağlık ve afiyet diliyorum.
Bu makale 6.8.2026 15:47:06 tarihinde eklenmiş ve toplam
kere okunmuştur.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.