Kablosuz Yaşam - 2

DOSYA

Kablosuz Yaşam - 2

Riskten sakınmanın etkin bir yolu cep telefonu ile kafa arasındaki mesafeyi arttıracak biçimde, örneğin, telefonda ahizesiz konuşma özelliği, araç kiti veya kulaklık ile görüşmeyi bu yollarla gerçekleştirmek, aksi halde cep telefonu ile uzun süreli konuşmalardan mümkün olduğu kadar kaçınmaktır.




EV ALETLERİNİN NEDEN OLDUKLARI ELEKTRİK ALAN ŞİDDETLERİ

Çalışma gerilimi=(110-220)V, Çalışma frekansı=60Hz, uzaklık=30cm

Cihaz Elektrik Alan Şiddeti (V/m)

  • Elektrikli battaniye 250
  • Mikrodalga fırın         250
  • Su ısıtıcı         130
  • Notebook (wiriless açık iken) 100
  • Müzik seti          90
  • Tüplü bilgisayar monitörü arkası  80
  • Buzdolabı         60
  • Ütü         60
  • Mikser 50
  • Ekmek kızartıcısı 40
  • Saç kurutma makinesi 40
  • Televizyon         30
  • Kahve makinesi 30
  • Tüplü bilgisayar monitörü arkası 25
  • Elektrik süpürgesi 16
  • Wiriless modem        5-10
  • Baz istasyonu 10

Dikkat edilirse en çok korkulan  wi-fi modemler elektrikli battaniye kadar elektrik alan şiddeti oluşturmuyor.

İYONLAŞTIRICI OLMAYAN RADYASYON ÇEŞİTLERİ

  1. Radyo dalgaları
  2. Mikro dalgalar
  3. Terahertz
  4. Kızıl ötesi
  5. Görülebilir ışık
  6. Mor ötesi(kısmen)
  7. Radyo dalgaları

Şu bilgiyi yinelemekte fayda var:

Radyo dalgaları, 300 GHz ile 3 kHz arasında değişen frekanslara, 1 mm ile 100 km arasında değişen dalga boylarına sahip iyonlaştırıcı olmayan bir radyasyon çeşididir. Işık hızıyla hareket ederler. Mobil radyo haberleşme, radyo-tv yayınları, radar ve navigasyon sistemleri, uydu haberleşme, bilgisayar ağı sistemleri, ve daha burada sayılamayacak kadar bir çok uygulama yapay radyo dalgası kaynaklarıdır.

Mikrodalgalar, dalga boyları 1m ile 1 mm arasında, frekansları da 0,3 Ghz ile 300 GHz arasında değişen iyonlaştırıcı olmayan radyasyon türlerindendir.

Yani evdeki mikrodalga fırınlar çalıştırıldığı zaman cep telefonlarından daha çok elektromanyetik alan üretirler. Buna rağmen her ikisi de hücrelere zarar verebilecek enerjide değildirler.

Toplumda karıştırılan bir şey daha var. O da nükleer radyasyon. Nükleer radyasyon için uranyum, plutonyum gibi radyoaktif elementler gereklidir. Bunların bozunurken ortaya çıkardıkları enerji kıyamet senaryosu gibidir. Oysa cep telefonları kablosuz haberleşme yapmak için radyo dalgaları kullanan en düşük enerjili radyasyon ışınları kullanırlar.

Cep telefonlarında kullanılan bir terim vardır: SAR değeri. Cep telefonu kullanan bireyin radyasyona maruz kalan dokularının absorbe ettiği maksimum enerjinin bir ölçüsüdür SAR değeri Türkçe karşılığı, özgül emilim oranı ÖEO. 

Kaliteli cep telefonlarının SAR değerleri düşüktür. Avrupa’da 10 gramlık bir doku üzerinden ortalama alınarak hesaplanan SAR değeri 2 watt/kg dır. Amerika’da ise 1 gramlık bir doku üzerinden SAR değeri hesaplanır ve 1,6 watt/kg dır.

İyi bir iletişim için hem sinyal alan hem sinyal veren baz istasyonları kurulur. Her baz istasyonu kabaca 100 aboneyi birbiri ile konuşturur. İşte bu nedenle mobil operatörler şehir içinde çok baz istasyonu kurarlar. Bir baz istasyonu gücüne göre 0-35 km aralığında hizmet verebilir. Bu baz istasyonları da herkesin korkulu rüyasıdır. Elimizdeki bilimsel veriler, yukarıda ifade ettiğimiz rakamsal değerler ve devletin ilgili kurumlarının bu konudaki denetim ve hassasiyetleri (ihtiyati şüphe ve dikkati elden bırakmadan) karamsar olmamayı gerektiriyor.

Buraya kadar noniyonize radyoaktif ışıma sınıfında oldukları için  wi-fi başta olmak üzere, cep telefonları ve tüm elektrikli ev aletlerinin zararlı olmadıklarını vurgulayan bilimsel değerleri paylaştık.

Bu konularda, şüphenin de ötesinde noniyonize elektromanyetik dalgaların, yani cep telefonlarının, baz istasyonlarının kesinlikle zarararlı olduklarını düşünen bilim çevreleri de vardır. Aslında bu tezi savunurlarken, evimizde her gün bir şekilde çalışan çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, ütü, saç kurutma makinesi, tost makinesi ve mikro dalga fırının da normal şartlarda cep telefonu,  wi-fi veya baz istasyonunda çok daha fazla bize zarar verdiklerini de kabul etmiş oluyorlar.

Bu konuda henüz insan merkezli çalışmalar yok denecek kadar az olmakla birlikte hayvanlarla ilgili bir çok deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bazılarını paylaşmak isterim.

Kadir Has üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Erdal Panayırcı’nın derlediği bir çalışmaya göre:

INTERPHONE: Bu çok büyük bir araştırma grubu, cep telefonlarının baş ve boyun kanserinin ortaya çıkma riskini artırıp artırmadığını araştırmak için oluşturulmuş. Haziran 2010’da International Journal of Epidemiology’de yayınladıkları bir raporda cep telefonu kullanan 5 binden fazla beyin tümörlü kişilerle yine aynı sayıda sağlıklı kişiler karşılaştırılmış. Bu çalışmanın sonuçlan, cep telefonu kullanımının beyin kanserine neden olabileceğini göstermiyor. Bununla beraber, aynı çalışma, cep telefonun çok uzun süreden beri çok yoğun kullanan, örneğin 10 yılı aşkın sürede sürekli her gün yarım saatten fazla kullanan kişilerde beyin kanseri oranında çok az bir artmanın olabileceğini anlatıyor. Ancak, makalenin yazarları, ellerindeki verilerle bu sonuca varmak için uyguladıkları istatistiksel testlerde bir takım kontrol edilemeyen hatalar ve dengesizliklerden dolayı, bununla ilgili kesin bir yargıya varmanın olanaksız olduğunu belirtiyor.

COSMOS: Interphone'nun yanında dünyada benzer araştırmalar yürütülüyor. Örneğin Avrupa’da yürütülen ve COSMOS kısaltılmış adı ile bilinen bir bilimsel araştırma grubu cep telefonu kullanan yaklaşık 300 bin erişkin kişinin sağlık durumlarını 20-30 yıl gibi uzun sürelerde gözleyerek cep telefonlarında kullanılan RF dalgaların uzun sureli etkilerini incelemeyi amaçlıyor. Ancak bu çalışmalar ile ilgili somut sonuçlara henüz ulaşılamamış.

M0BI-KIDS: Bu uluslararası araştırma grubu cep telefonları dahil mobil RF dalgalarla küçük ve yetişkin çocuklarda oluşan beyin kanseri arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemeye yönelik çalışmalar yürütüyorlar. Ancak bu araştırma grubunun da henüz vardığı somut sonuçlar bulunmuyor.

USNCE: Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Kanser Enstitüsü ülkede sürekli beyin kanseri olayları izleyerek bunlarla ilgili istatistikler oluşturuyor ve beyin kanserlerinin yeni türlerinde olası ani değişim oranlarında ortaya çıkan farklılıkları anında sezerek gerekli önlemler almayı amaçlıyor. 1987-2005 yıllan arasındaki süre için elde edilen bu istatistiklere bakıldığında beyin kanserinde cep telefonlarının külhanımı dahil herhangi bir nedenden dolayı istatistiksel olarak anlamlı bir artışın olmadığı anlaşılıyor.

JAMA: Nora D. Volkow ve araştırma grubu tarafından, tıp alanında çok saygın bir yeri olan JAMA (The Journal of Medical Association) Bilimsel Dergisi’nde 2011’de yayınladıkları bir makalede açıkladıkları deneysel çalışmalar, cep telefonlarının ışınma etkilerinin yanında, konuşurken kulağa yakın tutulması durumunda bu civardaki beyin dokularında glikoz temelli metabolik aktiviteleri artırdığı ve bunun da 30-40 yıl gibi çok uzun bir dönemde sağlık üzerinde ne gibi etkiler doğuracağının şu anda bilinemediği üzerine yoğunlaşıyor. Bu etkilerin açık olarak anlaşılabilmesi için daha ayrıntılı ve kapsamlı araştırmaların yapılması gerektiği vurgulanıyor. Ancak bu aşamada, muhtemelen çok az bile de olsa, oluşabilecek potansiyel bir riskten sakınmanın etkin bir yolu cep telefonu ile kafa arasındaki mesafeyi arttıracak biçimde, örneğin, telefonda ahizesiz konuşma özelliği (handsfree), araç kiti veya kulaklık kullanarak görüşmeyi bu yollarla gerçekleştirmek, aksi halde cep telefonu ile uzun süreli konuşmalardan mümkün olduğu kadar kaçınmak.

Epey bir süredir konuşulan ve korkulan bir konu var, Wİ-Fİ ve Cep telefonları insan vücuduna zararlı mı ve kanser yapar mı? Net bir soru ve net bir korku. Aşağıda yazılanları dikkatlice okuduğunuzda bu korkularınıza tatmin edici cevaplar bulacaksınız. Kablosuz Yaşam - 1
Epey bir süredir konuşulan ve korkulan bir konu var, Wİ-Fİ ve Cep telefonları insan vücuduna zararlı mı ve kanser yapar mı? Net bir soru ve net bir korku. Aşağıda yazılanları dikkatlice okuduğunuzda bu korkularınıza tatmin edici cevaplar bulacaksınız.
Yeşil telekomünikasyonun temel amacı, özellikle cep telefonlarının bir parçası olan radyo temelli mobil telekomünikasyon sistemlerinin, performans ve kalitesinden bir ödün vermeksizin, çok daha az enerji ile çalışabilmelerini sağlayacak yeni teknik ve teknolojilerin geliştirilmesidir. Kablosuz Yaşam - 3
Yeşil telekomünikasyonun temel amacı, özellikle cep telefonlarının bir parçası olan radyo temelli mobil telekomünikasyon sistemlerinin, performans ve kalitesinden bir ödün vermeksizin, çok daha az enerji ile çalışabilmelerini sağlayacak yeni teknik ve teknolojilerin geliştirilmesidir.




Bu haber 16.1.2020 00:44:56 tarihinde eklenmiştir.





Dr. Ecz. Ali Murat DUMAN Dr. Ecz. Ali Murat DUMAN tarafından hazırlanmıştır.


Haber Kaynağı : Özel Haber

Okuyucu Yorumları

Haber Gezintisi

  • Kurban Siz Olmayın

  • Kurban Bayramı Boyunca Sağlıklı Beslenme İpuçları

  • Bayramı Tatili İçin Seyahat Edecekler İçin Önemli İpuçları

  • Sağlıklı Zayıflama İstiyorsanız

  • Çocuklarda Lösemi Belirtileri Nelerdir

  • Dişinizi Sıkmayın

  • Kanser Hastaları Sıcak Havalarda Nasıl Beslenmeli

  • Ameliyatsız Göz Kapağı Estetiği

  • Sağlıkta Randevu Sadakati Masaya Yatırıldı

  • İstanbul Tabip Odası Seçimlerini Demokratik Katılım Grubu Kazandı

  • İTO Yönetimi Değişecek mi?

  • Çocuklarda Kafa Travmaları

  • Bahar Alerjisinden Korunma Yolları

  • ABD'de Sağlıkta Şiddette Son Durum

  • İdrar Rengine Dikkat

  • Böbrek Taşları Hayatımızı Zorluyor

  • Ramazan Sonrası Sağlıklı Beslenme

  • Sıcak Yorgunluğu

Benzer Haberler